<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gorgoda</title>
	<atom:link href="http://www.gorgoda.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gorgoda.com</link>
	<description>İnternet Dünyasının Başvuru Kaynağı</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Feb 2010 12:37:19 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Mississippi Nehri</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/mississippi-nehri.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/mississippi-nehri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 12:35:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğa ve Canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafi bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Irmaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Nehirler]]></category>
		<category><![CDATA[Yer şekilleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12690</guid>
		<description><![CDATA[Kuzey Amerika&#8217;nın en büyük akarsu sistemini oluşturan Mississippi Irmağı, kollarıyla birlikte Kayalık Dağlar ile Appalaş Dağları arasında kalan bölgeyi akaçlar. En büyük kolu olan Missouri, kuzeybatıdan gelerek St. Louis yakınlarında Mississippi&#8217;ye karışır. Superior Gölü&#8217;nün batısındaki tepelerden doğan Mississippi Irmağı güneye doğru akarak Meksika Körfezi&#8217;ne dökülür. Doğudaki kolu olan Ohio Irmağı ise Appalaş Dağları&#8217;ndan doğarak Illinois .eyaletindeki Cairo&#8217;da Mississippi&#8217;yle birleşir
Mississippi, kaynağından çıktıktan sonra denize dökülünceye kadar 6.212 kilometrelik yol kat eder. Mississippi-Missouri dünyanın en uzun ırmak sistemidir. Böyle bir sistem oluşturmayan Nil ve Amazon ise dünyanın en uzun ırmaklarıdır.
1541&#8242;de Avrupalılar Mississippi&#8217;yi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//mississippi-nehri-300x225.jpg" alt="Mississippi Nehri" title="Mississippi Nehri" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-12691" />Kuzey Amerika&#8217;nın en büyük akarsu sistemini oluşturan Mississippi Irmağı, kollarıyla birlikte Kayalık Dağlar ile Appalaş Dağları arasında kalan bölgeyi akaçlar. En büyük kolu olan Missouri, kuzeybatıdan gelerek St. Louis yakınlarında Mississippi&#8217;ye karışır. Superior Gölü&#8217;nün batısındaki tepelerden doğan Mississippi Irmağı güneye doğru akarak Meksika Körfezi&#8217;ne dökülür. Doğudaki kolu olan Ohio Irmağı ise Appalaş Dağları&#8217;ndan doğarak Illinois .<span id="more-12690"></span>eyaletindeki Cairo&#8217;da Mississippi&#8217;yle birleşir<br />
Mississippi, kaynağından çıktıktan sonra denize dökülünceye kadar 6.212 kilometrelik yol kat eder. Mississippi-Missouri dünyanın en uzun ırmak sistemidir. Böyle bir sistem oluşturmayan Nil ve Amazon ise dünyanın en uzun ırmaklarıdır.</p>
<p>1541&#8242;de Avrupalılar Mississippi&#8217;yi bulduktan sonra bu görkemli ırmak 17. yüzyılın sonlarına kadar tam anlamıyla keşfedilemedi. Fransız kâşifler, ırmağın ağzından bugünkü Minneapolis yakınlarındaki St. Anthony Çağ-layanı&#8217;na kadar 3.000 kilometreden daha fazla bir bölümü gemi ulaşımına uygun olan Mis-sissippi&#8217;nin önemini kavramakta gecikmediler.</p>
<p>St. Louis&#8217;nin güneyinde Missouri Irmağı&#8217;nın taşıdığı çamurla bulanıklaşan Mississippi, menderesler oluşturarak geniş bir vadi içinden, yaygın ve düz bir deltaya doğru ağır ağır akar. Şiddetli yağmurlar ve eriyen karlar sonucunda Mississippi taşarak çevresindeki geniş bir alanda sel baskınlarına neden olur. Son yıllarda yapılan barajlar ve ırmağın taşmasını önleyici setlerle su baskınları büyük ölçüde denetim altına alınmıştır. Aşağı Mississippi&#8217; nin verimli ovalarında pamuk yetiştirilir. Irmağın ağzından 160 km ötede büyük liman kenti New Orleans yer alır. Irmağın taşıdığı çamurdan oluşan verimli deltada ise şekerkamışı yetiştirilir.</p>
<p>Missouri Irmağı Kayalık Dağlar&#8217;ı geçtikten sonra sığır çiftliklerinin bulunduğu çayırları ve &#8220;mısır kuşağı&#8221; olarak bilinen bölgeyi sular. Burada et paketleme tesisleriyle ünlü Omaha ve Kansas City yer alır.<br />
Her iki ırmaktan bugün de ulaşım ve taşımacılıkta yararlanılmaktadır. Eski günlerde Mississippi üzerinde buharlı yolcu gemilerinin yanı sıra tiyatro gösterilerinin yer aldığı özel gemiler de işlerdi. Çocukluğunu Mississippi kıyısındaki Hannibal&#8217;de geçiren ABD&#8217;li yazar Mark Twain, Hakılberi Finin Maceraları (The Adventures of Huckleberry Finn; 1884) adlı romanında bu görkemli ırmağın olağanüstü özelliklerini tanıtır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/mississippi-nehri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vestel PC Onyx Game Masaüstü Bilgisayar</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/vestel-pc-onyx-game-masaustu-bilgisayar.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/vestel-pc-onyx-game-masaustu-bilgisayar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 12:28:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknolojik Ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Masa üstü bilgisayar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12686</guid>
		<description><![CDATA[Vestel firmasının üretmiş olduğu VESTEL PC ONYX GAME İ3-S50-P7-1G-D modeli masaüstü bilgisayar, bir çok yönüyle rakiplerini zorluyor. Yeni bir tasarım anlayışı ile tasarlanan dış görünüşü ve LCD ekran teknolojisi ile kaliteli bir bilgisayar. İşte Vestel Onyx Game Pc&#8217;nin bazı özellikleri:
İşlemci : Intel® Core™ i3 530 İşlemci 2.93 Ghz İşlemci hızı
Microsoft İşletim Sistemi : Orijinal Windows® 7 Home Premium İşletim sistemi
Ram Bellek : 3 GB 1333 Mhz DDR RAM
Hard Disk Bellek : 500 GB SATA Hard Disk
Ekran Kartı : 1 GB ATI HD 4450 ekran kartı
Optik Sürücü : DVD RW DUAL ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.gorgoda.com/yukleme//vestel-onyx-game-pc.JPG" alt="Vestel PC Onyx Game" title="Vestel PC Onyx Game" width="296" height="210" class="alignleft size-full wp-image-12687" />Vestel firmasının üretmiş olduğu VESTEL PC ONYX GAME İ3-S50-P7-1G-D modeli masaüstü bilgisayar, bir çok yönüyle rakiplerini zorluyor. Yeni bir tasarım anlayışı ile tasarlanan dış görünüşü ve LCD ekran teknolojisi ile kaliteli bir bilgisayar. İşte Vestel Onyx Game Pc&#8217;nin bazı özellikleri:<span id="more-12686"></span></p>
<p><strong>İşlemci :</strong> Intel® Core™ i3 530 İşlemci 2.93 Ghz İşlemci hızı<br />
<strong>Microsoft İşletim Sistemi : </strong>Orijinal Windows® 7 Home Premium İşletim sistemi<br />
<strong>Ram Bellek : </strong>3 GB 1333 Mhz DDR RAM<br />
<strong>Hard Disk Bellek : </strong>500 GB SATA Hard Disk<br />
<strong>Ekran Kartı :</strong> 1 GB ATI HD 4450 ekran kartı<br />
<strong>Optik Sürücü : </strong>DVD RW DUAL Optik disk sürücü<br />
<strong>Ekran : </strong>19&#8243; Vestel LCD Monitör  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/vestel-pc-onyx-game-masaustu-bilgisayar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemin Ederim &#8211; Onur Koç</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/yemin-ederim-onur-koc.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/yemin-ederim-onur-koc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 12:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzik klipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzikler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç şarkıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12683</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçmesin ki Onur Koç&#8217;un seslendirmiş olduğu yeni bir parça çıkmasın. Etkileyici sesiyle bir çok hayranı olan ve gün geçtikçe internette kendisini duyuran Onur Koç Yemin Ederim adlı şarkıyı oldukça başarılı bir şekilde seslendirmiş. İşte Onur Koç&#8217;un gitarıyla solo olarak seslendirdiği yemin ederim&#8230;



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçmesin ki Onur Koç&#8217;un seslendirmiş olduğu yeni bir parça çıkmasın. Etkileyici sesiyle bir çok hayranı olan ve gün geçtikçe internette kendisini duyuran Onur Koç Yemin Ederim adlı şarkıyı oldukça başarılı bir şekilde seslendirmiş. İşte Onur Koç&#8217;un gitarıyla solo olarak seslendirdiği yemin ederim&#8230;</p>
<p><center><br />
<object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1227985" /><embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1227985" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br />
</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/yemin-ederim-onur-koc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ezberimsin (Onur Koç)</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/ezberimsin-onur-koc.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/ezberimsin-onur-koc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 12:13:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzik klipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzikler]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç şarkıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12680</guid>
		<description><![CDATA[İnternetin en ünlü amatör sanatçılarından birisi olan Onur Koç&#8217;un her gün yeni bir videosu internet ortamına yükleniyor. İnternet ortamında dolaşan onlarca video arasına yeni bir tanesi daha eklendi. Son olarak ezberimsin adlı parçayı seslendiren Onur Koç hayranlarına güzel bir müzik şöleni sunuyor. Onur Koç&#8217;un seslendirdiği diğer parçaları dinlemek için Onur Koç etiketini ziyaret edebilirsiniz.



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternetin en ünlü amatör sanatçılarından birisi olan Onur Koç&#8217;un her gün yeni bir videosu internet ortamına yükleniyor. İnternet ortamında dolaşan onlarca video arasına yeni bir tanesi daha eklendi. Son olarak ezberimsin adlı parçayı seslendiren Onur Koç hayranlarına güzel bir müzik şöleni sunuyor. Onur Koç&#8217;un seslendirdiği diğer parçaları dinlemek için <a href="http://www.gorgoda.com/etiket/onur-koc">Onur Koç</a> etiketini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><center><br />
<object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=999564" /><embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=999564" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br />
</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/ezberimsin-onur-koc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıyamam (Melis Bilen)</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/kiyamam-melis-bilen.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/kiyamam-melis-bilen.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 09:58:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzikler]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör şarkıcı videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Gitarlı şarkılar]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Solo gitar]]></category>
		<category><![CDATA[Videolar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12677</guid>
		<description><![CDATA[Yetenek sizsiniz adlı yarışma programının hayli yetenekli yarışmacılarından birisi olan Melis Bilen&#8217;in yarı final gecesinde seslendirmiş olduğu Zerrin Özer&#8217;in Kıyamam adlı parçası ile gönüllerdeki birincilik yerini pekiştirdi. İşte başarılı yorumcunu seslendirmiş olduğu parçanın videosu.



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yetenek sizsiniz adlı yarışma programının hayli yetenekli yarışmacılarından birisi olan Melis Bilen&#8217;in yarı final gecesinde seslendirmiş olduğu Zerrin Özer&#8217;in Kıyamam adlı parçası ile gönüllerdeki birincilik yerini pekiştirdi. İşte başarılı yorumcunu seslendirmiş olduğu parçanın videosu.</p>
<p><center><br />
<object width="400" height="300"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1776001" /><embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=1776001" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"></embed></object><br />
</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/kiyamam-melis-bilen.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir resmin bile yok (Onur Koç)</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/bir-resmin-bile-yok-onur-koc.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/bir-resmin-bile-yok-onur-koc.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 09:50:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence ve Hobi]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör müzikler]]></category>
		<category><![CDATA[Amatör şarkıcı videoları]]></category>
		<category><![CDATA[Gitarlı şarkılar]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Koç şarkıları]]></category>
		<category><![CDATA[Solo gitar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12675</guid>
		<description><![CDATA[Gün geçtikçe daha çok hayran kitlesine sahip olan Onru Koç yorumladığı parçalara yeni bir tanesini daha ekledi. Güzel ve etkileyici bir sese sahip olan genç yorumcunun seslendirmiş olduğu Bir resminm bile yok adlı şarkının videosu Onur Koç hayranlarının beğenisine sunuluyor. Diğer amatör videolarında kendi görüntüsüne yer veren Onur Koç bu videoda slayt gösterisi hazırlamış.



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gün geçtikçe daha çok hayran kitlesine sahip olan Onru Koç yorumladığı parçalara yeni bir tanesini daha ekledi. Güzel ve etkileyici bir sese sahip olan genç yorumcunun seslendirmiş olduğu Bir resminm bile yok adlı şarkının videosu Onur Koç hayranlarının beğenisine sunuluyor. Diğer amatör videolarında kendi görüntüsüne yer veren Onur Koç bu videoda slayt gösterisi hazırlamış.</p>
<p><center><br />
<embed src='http://video.mynet.com/akkaya_a17/ONUR-KOC-BIR-RESMIN-BILE-YOK/461829.swf'	type='application/x-shockwave-flash' wmode='transparent' allowfullscreen='true'width='400' height='334'></embed><br />
</center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/bir-resmin-bile-yok-onur-koc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikodramanın Temel Öğeleri</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/psikodramanin-temel-ogeleri.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/psikodramanin-temel-ogeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 09:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12673</guid>
		<description><![CDATA[Psikodramanın beş temel öğesi vardır: Sahne, protogonist, yönetici/terapist, yardımcı egolar ve grup.
Sahne: Psikodramanın geçtiği yerdir. Mekanın nasıl kullanılacağına karar veren kişi protogonisttir. 
Protogonist: Psikodrama da kendi yaşantısını getiren “baş oyuncudur 
Yönetici/Terapist: “Psikodramatist”, “lider”, “terapist”, “direktör”, “terapöt” ve “kolaylaştırıcı” gibi isimlerle de adlandırılan yönetici, psikodramanın tüm aşamalarından ve çalışmasından sorumlu olan en üst düzeydeki profesyonel kişidir. Yöneticinin en önemli işlevi, bireylerdeki yaratıcılığı, spontanlığı ve eylem kapasitesini harekete geçirmektir. Yöneticinin, gruplardaki rolü, model olma, aktif rol alma ve gerektiğinde inisiyatifini kullanma, yerine göre yön verici ve yorumlayıcı olmaktır. Psikodrama oturumları, tek yönetici ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikodramanın beş temel öğesi vardır: Sahne, protogonist, yönetici/terapist, yardımcı egolar ve grup.</p>
<p><strong>Sahne:</strong> Psikodramanın geçtiği yerdir. Mekanın nasıl kullanılacağına karar veren kişi protogonisttir. </p>
<p><strong>Protogonist: </strong>Psikodrama da kendi yaşantısını getiren “baş oyuncudur </p>
<p><strong>Yönetici/Terapist: </strong>“Psikodramatist”, “lider”, “terapist”, “direktör”, “terapöt” ve “kolaylaştırıcı” gibi isimlerle de adlandırılan yönetici, psikodramanın tüm aşamalarından ve çalışmasından sorumlu olan en üst düzeydeki profesyonel kişidir. Yöneticinin en önemli işlevi, bireylerdeki yaratıcılığı, spontanlığı ve eylem kapasitesini harekete geçirmektir. Yöneticinin, gruplardaki rolü, model olma, aktif rol alma ve gerektiğinde inisiyatifini kullanma, yerine göre yön verici ve yorumlayıcı olmaktır. Psikodrama oturumları, tek yönetici ya da bir yönetici ve birden çok yardımcı yönetici ile yürütülebilir.  </p>
<p><strong>Yardımcı Egolar: </strong>Psikodrama oturumlarında, protagonistin yaşamındaki önemli kişiler, duygular ve olgular protagonistin gruptan seçtiği kişiler yardımı ile sahnede canlandırılır. Bu kişilere “yardımcı egolar” denir. Protagonistin hayatındaki önemli birinin (annesi, babası, çocuğu, eşi gibi) rolünü oynayan yardımcı egolar, “antagonist” adını alırlar. Protagonistin kendisinin rolünü alan yardımcı egolar ise “eş” olarak adlandırılır. Duruma göre, aktif ya da pasif bir şekilde, her zaman protagonistin yanında, arkasında ya da önünde, onunla birlikte olur. </p>
<p><strong>Grup:</strong> Grup izleyicilerle birlikte gruba katılanların tümüdür. Psikodrama da verilen geri bildirimler ve paylaşımlarla her bir grup üyesinin değişimi, gelişimi ve tedavisinde grup oldukça etkin bir role sahiptir. Grupta, ortak amaçlar, uyum, ait olma duygusu vb. özellikler ile sürekli olan ve gelişen grup kohezyonu söz konusudur (Özbek ve Leutz, 2003; Dökmen, 1995 ) .</p>
<p><strong>Psikodrama oturumunun temel aşamaları</strong>Bir psikodrama oturumunun üç temel aşaması vardır: Isınma, oyun aşaması ve grup görüşmesi.</p>
<p>	<strong>Isınma Aşaması:</strong> Bir psikodrama oturumu, grup üyelerinin ve yöneticinin role, konuya ve o andaki duruma hazırlanmasını amaçlayan ısınma aşaması ile başlar. Isınma, üyelerin spontanlıklarının artmasına ve grubun direncinin kırılmasına olanak verir. Bu aşamada grubun nasıl bir çalışma yapacağı, kimin protogonist olacağına karar verilir.</p>
<p>	<strong>Oyun Aşaması: </strong>Bu aşama, ısınma aşamasında verilen kararların uygulamaya sokulmasını içeren, eylem aşamasıdır. Yönetici, bu aşamada psikodramanın temel tekniklerini ve bazı yardımcı teknikleri uygular.</p>
<p>	<strong>Grup görüşmesi: </strong>Grup görüşmesi, psikodrama da sahnelenen oyunun bitiminde grup üyelerinin rol geribildiriminde ve paylaşımda bulunduğu aşamadır. Bu aşamada yöneticinin sürece ilişkin geribildirimleri ve yorumları da oldukça önemlidir (Özbek ve Leutz, 2003).   </p>
<p>	<strong>Psikodramanın temel teknikleri</strong><br />
Psikodrama da kullanılan pek çok teknik olmasına rağmen burada en temel olan üç tanesinden söz edilecektir. </p>
<p>	<strong>Eşleme: </strong>Protagonistin söyleyemediği, söylemek istemediği ya da o anda bilincinde olmadığı, bastırdığı duygularını açığa çıkarmayı amaçlayan bu teknikte,  yönetici ya da grup üyeleri onun ağzından bu duyguları dile getirirler. Bunu yaparken eşleyen kişi protagonistin arkasında durur, ellerini onun omuzlarına koyar. Eşleme esnasında eşleyen protagonistin beden duruşu, jest ve mimiklerini taklit ederek onunla empati kurar. Eğer eşleyenin söyledikleri protagoniste uymazsa bunu kabul etmeyebilir. </p>
<p>	<strong>Rol Değiştirme: </strong>Protagonistin, antagonistin rolüne geçerek “o” olması anlamına gelmektedir. Diğer temel teknikleri gibi, doğrudan iyileştirici ve tedavi edici bir etkiye sahiptir. Rol değiştirme tekniğinin olmadığı bir psikodrama oturumu düşünülemez. Sahnede ne kadar rol varsa hepsi, önce protogonist tarafından oynanır, böylece, diğerinin gerçekliğinin farkına varma ve yine onun gözüyle kendisiyle yüzleşme mümkün olur. </p>
<p>	<strong>Ayna: </strong>Ayna tekniği, protagonistin, hayatının bir bölümünü ya da bazı bölümlerini sahnede canlandırarak, bunu dışarıdan gözleyebildiği ve kendi davranışlarını değerlendirme ve gerektiğinde değiştirme fırsatını bulabildiği önemli bir tekniktir. Protogonist farklı zamanlarda geçen farklı sahnelerdeki kendisine ve yaşadıklarına bakıyorsa, buna “çoklu ayna tekniği” denmektedir. Bu teknikte ayna rolünde olan “eş”tir. Bu teknik özellikle geleceğin prova edildiği oyunlarda önemlidir (Özbek ve Leutz, 2003). </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/psikodramanin-temel-ogeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikodrama</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/psikodrama.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/psikodrama.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 09:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel terimler]]></category>
		<category><![CDATA[Pedagoji]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12671</guid>
		<description><![CDATA[Psikodrama, Jacop Lebi Moreno’nun 1920’ lerde geliştirdiği ve Sosyometri olarak isimlendirdiği bir eylem-işlem yöntemidir. Psikodrama, Yunancadaki “psyche (ruh)” ve “drama (eylem)” sözcüklerinden oluşur. İlk on yılda psikoterapi uygulaması olarak sınırlanan bu yöntem, 1930 lardan başlayarak pedagoji, endüstri ve öğrenim alanlarına da aktarılmıştır (Özbek,1976; Schützenberger, 1995).
Psikodrama, bireylerin yaşadıkları sorunları yeniden ele alıp sorgulama ve sahneleme biçimi olarak tanımlanabilir. Bireyler bir grup ortamı içinde, diğerleriyle etkileşim içinde girdikleri rollerle, dolayısıyla kendileriyle ilgili farkındalık kazanırlar. Psikodrama bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Psikodrama, Jacop Lebi Moreno’nun 1920’ lerde geliştirdiği ve Sosyometri olarak isimlendirdiği bir eylem-işlem yöntemidir. Psikodrama, Yunancadaki “psyche (ruh)” ve “drama (eylem)” sözcüklerinden oluşur. İlk on yılda psikoterapi uygulaması olarak sınırlanan bu yöntem, 1930 lardan başlayarak pedagoji, endüstri ve öğrenim alanlarına da aktarılmıştır (Özbek,1976; Schützenberger, 1995).</p>
<p>Psikodrama, bireylerin yaşadıkları sorunları yeniden ele alıp sorgulama ve sahneleme biçimi olarak tanımlanabilir. Bireyler bir grup ortamı içinde, diğerleriyle etkileşim içinde girdikleri rollerle, dolayısıyla kendileriyle ilgili farkındalık kazanırlar. Psikodrama bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve güçlüklerini ele alarak hazırlanma, başa çıkma becerilerini görme ve bunları deneme olanağını sağlar. Bu yönüyle Psikodramanın terapötik etkisi yanı sıra, pedagojik etkinliğinden de söz edilebilir (Schützenberger, 1995).</p>
<p>Moreno’ya göre sosyal evrende de tıpkı fizik ve biyolojik evrendekine benzer, ampirik olarak araştırılabilir güçler ve yasalar vardır. Sosyal yapı içinde görülen sempati ve antipati, biyolojik ve fizik evrendeki çekme ve itme güçlerine benzer. Moreno’ya göre insan, doğası gereği sosyal çevresiyle ve kosmosla ilişkiye girer. Sosyometrik anlayışa göre, çekme ve itme özelliği insanın sosyalleşmesinde en önemli kaynaklar ve güçlerdir. Moreno, çekme ve itme gibi, sosyal-duygusal güçlerin etkilerini göstermesinin üç ana yolu olduğunu ileri sürer; bunlar empati, duygusal aktarım (transferans) ve teledir.</p>
<p>Empati (eş duyum, eş duygulanım), “kişinin kendi kişiliğini başkasına yansıtarak, onu bütünüyle anlaması durumu” diye tanımlanır. Empati, kişinin hem başkasının yerinde hem de başka bir kişi olarak kimliğinin farkında oluşunu içerir. Empati yapma yeteneği, psikodrama yapmanın en önemli koşuludur.</p>
<p>Duygusal aktarım, tam olarak gerçeğe dayanmayan bir kişilerarası ilişki biçimidir. Aktarımlar, bireyin geçmiş yaşamındaki ilişki kişisine bilinçdışı saplanması nedeni ile oluşur ve çoğu zaman insanlar arası ilişkilerin bozulmasından sorumlu tutulur. Psikodrama da duygusal aktarımı oyun şeklinde yaşamak ve grup içinden bilinçli olarak transferans taşıyıcılarını seçme olanağı vardır.</p>
<p>Tele, tek yönlü olan empatiden farklı olarak, iki ya da daha fazla bireyin iç dünyalarının karşılaşmasıdır. Bireyler arasında yaşanan gelişmiş ve sağlıklı bir ilişki biçimi olan tele sürecinde, bir an için bireyler birbirlerinin iç dünyalarını, o sırada nasıl hissettiklerini kendi içlerinde yaşarlar (Özbek ve Leutz, 2003).</p>
<p><strong>Spontanlık, yaratıcılık, eylem ve rol kavramı.</strong>İnsan doğduğu andan itibaren yaşam boyunca belli rolleri alır ve onları oynamada bu güçleri kullanır. Bu üç yeteneğin birbirini bütünleyerek normal bir gelişmeye ve olgunlaşmaya ulaşamaması değişik ruhsal hastalıklara yol açar. Moreno, insanın rol olanaklarını kullanamamasının yani yaşamak istediği rolleri yaşayamamasının sıkıntıya yol açacağını, cesaret ve güven duygusunun ise rolü yaşamakla gelişeceğini söyler. Rolü baskılamakla güven duygusu kaybolur, anksiyete ve regresyon ortaya çıkar. Moreno, sosyal uyumları bozuk olan nevrozluların çoğunluğunun rol davranışlarının zedelenmiş olduğunu ileri sürer. Psikodrama da, rol değiştirme sırasında yaşanan yoğun etkileşimler bireyin yeni durumları, yeni deneyimleri yaşayıp tanımasına yardım ederler. Bu sayede de kişi gelecekteki yeni koşullarda uygun davranabilme olanağı kazanır.</p>
<p>Spontanlık (kendiliğindenlik), yeni bir duruma uygun, olumlu tepkiler vermek, ya da eski bir duruma yeni bir tepki vermektir. Verilen tepkinin insanın kişiliği ile bütünlük içinde olması gerekir. Moreno&#8217;ya göre herkesin az veya çok kendisine ve dış dünyaya uyumunu sağlayan bir Spontanlık potansiyeli vardır. Spontan olabilmek, geçmişle ilgili bağlardan kurtulmayı, yeterli oranda bağımsız, esnek olmayı ve kendini tanımayı gerektirir.</p>
<p>Moreno&#8217;ya göre her türlü canlılığın en önemli belirtisi olan eylem, kosmik bir olaydır ve varlığı insandan çok öncelerine dayanır. Moreno, eylemin insan yaşamındaki öneminden hareketle, insanların duygu ve düşüncelerini eylem halindeyken ifade edebilecekleri bir tedavi yöntemi geliştirmek istemiş ve böylece psikodrama ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Yaratıcılık yeni bir senteze varmak, yeni bir ürün ortaya koymaktır. Moreno’ ya göre, insanlar kendileri ve çevreleri ile anlamlı, sevgiye dayanan, yaratıcı ilişkiler kuramazlarsa nevroz ortaya çıkar.<br />
Görüldüğü gibi, psikodramanın temel yaklaşımı insanın Spontanlık ve yaratıcılık kaynaklarını harekete geçirerek, onu, kendisi, toplum ve çevre için sorumluluğunu alacak duruma getirmektir. Psikodrama temel etkinlik olarak insanın katı davranışlarının yumuşak, esnek duruma gelmesine, özgür ve spontane olmasına, empati kurabilmesi ve sorumluluk alabilmesine olanak verir. Genel anlamı ile insanın sosyal beceri kazanmasına yardımcı olur. Ayrıca geleceğe yönelik projelerin belli bir rol ve durum içinde uygulanabilme olanağını vermesi yoluyla insanda yeni yaklaşım ve yeni davranışların geliştirilmesini sağlar (Özbek ve Leutz, 2003; Dökmen, 1995).</p>
<p>Psikodrama da işlenen konu ve sorunlar bir zamanla sınırlı değildir; geçmiş, şimdi ve gelecekle ilgili olabilirler. Oyunun içinde ölüm yoktur, ölmüş bir insan, bir koltuk gibi her şey canlanıp bir ruh ve kişiliğe bürünebilir. Belli bir yerle de sınırlı değildir; tüm evren, mitoloji ve masallar, rüyalar psikodrama’nın ortamını oluşturabilirler. Klasik bir psikodrama oturumu ortalama 1 ½ saat sürer, en uygun grup üyesi sayısı 8–10 arasındadır (Özbek,1976).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/psikodrama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>6-9 Yaş Gelişim Özellikleri</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/6-9-yas-gelisim-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/6-9-yas-gelisim-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 09:48:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12665</guid>
		<description><![CDATA[Fiziksel – Motor Gelişim:
Bu yaş çocukları çok hareketlidir, enerjileri çok fazladır. Eğer bu enerji olumlu ve amaca uygun olarak kullanılamazsa, rahatsız edici düzeyde hareket halinde olma, kalem ısırma, tırnak yeme gibi yollarla dışa vurabilir. Öğretmenlerin derste sık sık aralar vererek, birçok çalışmayı çocuklara yaptıracak şekilde planlamaları (sıraları değişik biçimde düzenlemek, kalem, kağıt gibi ders araçlarını dağıttırmak vb.), sınıf içindeki hareketliliğin daha amaca yönelik ve işlevsel kullanılmasına yardımcı olabilir. Evde ise fiziksel hareketi kısıtlayıcı aktiviteler yerine, enerjilerini yapıcı şekilde dışa vurabilecekleri etkinlikler düşünmekte yarar olabilir. Ev ortamının buna uygun düzenlenmesi, anne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fiziksel – Motor Gelişim:</strong><br />
Bu yaş çocukları çok hareketlidir, enerjileri çok fazladır. Eğer bu enerji olumlu ve amaca uygun olarak kullanılamazsa, rahatsız edici düzeyde hareket halinde olma, kalem ısırma, tırnak yeme gibi yollarla dışa vurabilir. Öğretmenlerin derste sık sık aralar vererek, birçok çalışmayı çocuklara yaptıracak şekilde planlamaları (sıraları değişik biçimde düzenlemek, kalem, kağıt gibi ders araçlarını dağıttırmak vb.), sınıf içindeki hareketliliğin daha amaca yönelik ve işlevsel kullanılmasına yardımcı olabilir. Evde ise fiziksel hareketi kısıtlayıcı aktiviteler yerine, enerjilerini yapıcı şekilde dışa vurabilecekleri etkinlikler düşünmekte yarar olabilir. Ev ortamının buna uygun düzenlenmesi, anne babayı sürekli “dur, yapma, koşma, dikkat et…” gibi uyarılarda bulunmaktan kurtarabileceği gibi, çocuğu da “yaramaz” etiketinden koruyabilir. Örneğin evde eğer varsa, uzunca ve mümkün olduğunca boş (dantel örtülü fiskos masalarından, telefonun durduğu kocaman sehpalardan, üstü ve içi biblo dolu ne işe yaradığı kimse tarafından anlaşılamayan gümüşlüklerden vs. arındırılmış) bir koridor, bu yaş çocuğunun fiziksel enerjisini kimseye sıkıntı vermeden dışa vurabileceği uygun bir mekan olabilir. Burada asılı bir basket potasına atışlar yapabilir, bisikletiyle turlayabilir, bir uçtan bir uca zaman tutarak koşabilir, arabalarıyla yarışlar yapabilir, bebeklerini gezintiye çıkarabilir, evdeki basit eşyaları kullanarak çiftlik kurabilir, çadır kampı yapabilir, hayal gücü ve enerjisini dilediğince serbest bırakabileceği bir ortamın keyfini yaşayabilir.</p>
<p>Bu yaş çocuklarının dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Fiziksel ve zihinsel çalışmalarda kolayca yorulurlar. Okulda derslerin bir hareketli ders ortamı, bir sakin ders ortamı olarak düzenlenmesi onların dinlenmesine fırsat yaratabilir. Aynı biçimde evde de dinlenmeleri için fırsatlar yaratmak uygun olur. Özellikle ödev yapma işinin kabusa dönüşmesini engellemenin bence birinci şartı, çocuğun “çocuk” olduğunu unutmamaktır! Onlara “küçük memur” muamelesi yapmak, evde gereksiz ve çözümsüz çekişmelere yol açacağı gibi çocukluklarına da yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Çalışan ebeveynler için çocuklarını tam gün bir okula vermek ya da okuldan sonra etüd salonlarına yazdırmak kaçınılmaz bir seçim olabilir. Bu durumdaki anne babalara, sabah sizinle birlikte evden çıkıp akşam sizinle birlikte eve dönen, örneğin yedi yaşındaki, çocuğunuzun sizden daha fazla bunalmış ve dinlenmeye gereksinimi olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sadece onların dinlenme şekilleri farklıdır. Siz televizyon karşısında ayağınızı uzatarak oturmakla veya gazete okumakla (yani pasif fiziksel aktivitelerle) dinlenmeyi tercih ederken, çocuğunuz hoplayıp zıplayarak, oyuncaklarını ortaya dökerek dinlenmeyi isteyebilir. Ona çizgi film izleyebileceği, oyun oynayabileceği serbest zamanlar tanımak okul uyumunu da kolaylaştırabilir. Örneğin eve geldiğinde hiç başından kalkmadan iki saat ders çalışmasını istemek yerine, yarım saatlik periyotlarla ve mümkünse gecede en fazla 1.5 saat ders çalışma süresi planlamak yararlı olabilir.</p>
<p>Bu yaş çocuklarının büyük kas gelişimi, küçük kas gelişimine oranla daha iyidir. Kalem tutmak ve buna benzer etkinlikler, küçük kas gelişimidir. Öğrencilere, özellikle ilk sınıflarda çok fazla, uzun süren yazma ödevleri verilmemesi uygun olabilir. Küçük kas gelişimini hızlandırmak için, örneğin evde resim yapma çalışmaları yararlı olabilir. Logo türü oyuncaklar hem dikkat üzerinde hem de kas gelişimi üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Kesip yapıştırma etkinliklerinin de küçük kas gelişimine yararlı etkisi olabilir. Evde rahat bir ortam hazırlayarak, çocuğunuzun hayal gücünün ve kas sisteminin gelişimine katkıda bulunabilirsiniz. Hele bir de duvardaki bir panoda eserlerini sergileme olanağı tanırsanız, bu onun için çok zevk aldığı bir aktivite haline gelebilir. Zorlayarak onu bıktırmanın ters tepeceğini hatırlatmaya gerek görmüyorum!</p>
<p>Bu yaş çocukları küçük harfleri ve nesneleri görmede zorlanabilirler. Öğretmenlerin sınıf içi çalışmalarda tahtayı kullanırken dikkatli davranmaları ve ayrıca göz bozukluklarına karşı hassas olmaları önerilir. Eğer çocuğunuz özellikle okulun ilk yılında okuma güçlüğü çekiyorsa, aklınıza gelmesi gereken ilk şey bir göz muayenesi olmalıdır. Evde çalışırken yararlanabileceği bir yazı tahtası çok işe yarayabilir. Bu tahta, hem yapıcı bir oyuncak (örneğin öğretmencilik oyununda) hem de kalem tutma ve yazı yazma becerisinin gelişimine katkıda bulunacak bir araç olabilir. Kendisi için yeterli büyüklükte yazı yazma olanağı tanıması açısından da yararlıdır.</p>
<p>Bu yaşlarda çocukların fiziksel etkinlikleri çok fazladır. Hiç durmazlar, ancak bu hareketlilik sırasında etraftaki tehlikelerin çok fazla farkında olmayabilirler. &#8220;Kaza&#8221; oranının en yüksek olduğu düzey 3. sınıf olarak belirtilmektedir. Bu yaş çocuğu kendini zararlı aktivitelerden koruyamayabilir. Bunun bir sebebi, tehlikeyi farkında olmayışı diğer sebebi ise kas kontrolünün zayıf oluşudur. Ev ortamının mümkün olduğunca fiziksel olarak çocuğa zarar verebilecek eşyalardan (köşeli cam sehpalar, yüksek eşikler, kapanmayan dolap kapakları, takılabileceği büyük vazo ya da saksılar vs.) arındırılmış olması kaza riskini azaltabilir. Ama düşüp yaralanmadan büyüyen bir çocuk olduğunu da sanmıyorum!<br />
Kemik gelişimi henüz tam tamamlanmamıştır, Kemikleri kolayca çatlayabilir. Özellikle beden eğitimi etkinliklerinde bu nokta çok önemlidir. Spor etkinliklerinde çok sert olanların seçilmemesi (karete, judo vs.) ya da en azından 10 yaştan sonraya ertelenmesi uygun olabilir. Örneğin yüzme, bale, folklor, dans, atletizm gibi daha yumuşak ve kemik gelişimine olumlu katıları olabilecek sportif etkinlikler seçilebilir. Beslenme konusunda da dikkatli olmak yararlıdır.</p>
<p><strong>Sosyal – Duygusal Gelişim:</strong><br />
Arkadaş seçiminde daha titiz olmaya başlarlar. 1-2 tane iyi ve sürekli arkadaşları olabilir, düşmanları da (sevmedikleri) ! Sırdaş olmak çok önemlidir, ancak çok iyi sır sakladıkları söylenemez. Özellikle okul uyumunda arkadaşlarının rolü büyüktür. Okulda arkadaş ilişkileri iyi gidiyorsa, okulu oldukça severler ama ilişkilerinde ters giden bir şeyler varsa okula gitmek istemeyebilirler ya da gönülsüz giderler. Arkadaşlarının düşüncelerini çok önemserler ama ilişkileri için verdikleri kararları çabuk unuturlar. Bu noktada anne baba olarak verdiği kararı hatırlatmak ya da öğütler vermek yerine, etkin dinleme yöntemini kullanarak kendi çözümlerini üretmesine fırsat tanımak yararlı olabilir. Yetişkinler kadar tutarlı ve sabit ilişkileri olmasını ummak, yaşlarına uygun düşmeyen ve gerçekçi olmayan bir beklentidir.</p>
<p>Küçük grup oyunlarını severler, ancak bu devrede moral (ahlaki) gelişim yönünden kuralları kesin ve değişmez olarak algıladıkları için, grup oyunlarında kuralların değiştirilmesine (az da olsa) tepki verirler. İki kişi oynarken herşey yolundayken ortama üçüncü birinin girmesi işleri karıştırabilir. Burada daha çok birinci tercih olamama kaygısı hakimdir. Bu yaş çocuklarının hemen hepsinde arkadaşları tarafından ilk tercih edilen kişi olma isteği vardır. Üç ya da daha fazla kişinin olduğu oyun gruplarında, lider olan kişiyi çekememe, onun koyduğu kurallara isyan etme ama bunun yanında onunla arkadaş olmaktan vazgeçememe gibi çelişik içerikli ilişkiler yaşayabilirler. Kuralların ya bozulmaması ya da sadece kendileri tarafından değiştirilmesi gibi egosentrik bir yaklaşımları vardır. Bu daha çok, henüz kendini değerlendirme becerisine sahip olmayışlarından kaynaklanır. Çocuklarla çalışan bir psikolog olarak, bu dönemde arkadaşlık ilişkilerine çok yoğun ama etkisi kısa süren anlamlar yüklediklerini söyleyebilirim. Bu yüzden siz anne babalara, içeriği sık sık değişen arkadaş sorunlarına adapte olmanızı öneririm.</p>
<p>Kavgaları, münakaşaları sık sık olur. Bu yaşlarda erkek çocukların fiziksel saldırganlığı, kız çocukların ise sözel saldırganlığı daha çok yeğlediği gözlenir. Birbirlerine karşı oldukça acımasız eleştiri ve davranışları olabilir. Çok radikal kararlar verip, bunları uygulamaktan derhal vazgeçebilirler. İçinde bulundukları grupta prim yapan davranışları farkedip benimseyebilirler ve bunlar gerçekten çok acımasız olabilir. 7 yaş grubunda bir öğrencinin, babasının şehit olmasından kaynaklı hayli yoğun bir arkadaş baskısı yaşadığını deneyimlerimden aktarabilirim. Arkadaşları babası yok diye kendisiyle dalga geçiyor ve “piç” lakabını kullanıyorlardı. Bu sözün yarattığı etkiyi farkında olduklarını ama anlamını bilmediklerini düşünürsek, kızmak ya da yasak koymak yerine anlayabilecekleri ve kabul edebilecekleri bir çözüm üretmenin gereği tartışılmazdır. Acımasızlıkları ve gruba uyumları işte bu noktalara varabilir!</p>
<p>Bu yaş çocuğu eleştirilere karşı çok hassastır. Özellikle İlkokul öğretmeni onun hayatındaki en önemli kişilerden biridir. Ondan gelecek destek ve övgü çocuk için çok önemlidir. Bu yaş, çocuğun kendini kolayca “üretken” veya “beceriksiz” hissedeceği bir devredir. </p>
<p>Öğretmenin mümkün olduğunca destekleyici olması uygun olabilir. Evde ise becerileri ve iyi yapabildikleri üzerinde daha fazla durarak, eksiklerini kapatması yönünde motive edilebilirler. Bu yaş çocuğu kolayca motive olur, kaba tabiriyle gaza gelir. Yapması istenen şeyin, sadece nasıl söylendiği önemlidir. Hemen heveslenir ama bu hevesi kısa sürer. Sık sık çabasının ve ürünlerinin ödüllendirilmesi, takdir edilmesi gerekir. Başarısızlıktan, tıpkı bizler gibi, hoşlanmazlar. Sürekli başarısızlıkları yüzlerine vurulursa, kolayca düşük benlik saygısı geliştirebilirler. Mutsuz hissederler ve motivasyonları düşer. Başarısızlık, kaçınılması olanaksız bir kader gibi görünebilir gözlerine ve çabalamaktan vazgeçebilirler. Bu noktada anne babanın hassas davranması gerekir. Eksik ve zayıf yanlarının görmezden gelinmesini önermiyorum ama bunların nasıl iletildiği çok önemlidir. Kırgın, kızgın, hayal kırıklığına uğramış ve ümitsiz bir yaklaşım çocuğu o konuya küstürebilir. Yüksek bir beklenti ise üzerinde yoğun bir baskı hissetmesine ve denemeden vazgeçmesine sebep olabilir. Bunun yerine anne babanın başarısızlıklarda bile olumlu birşeyler bulmaya çalışması ve onu yüreklendirmek, geliştirmek için nasıl bir yardımda bulunabileceği sorunu kendine yönelterek işe başlaması yararlı olabilir. Hatta bu soruyu direk çocuğa sormak, kişilik gelişimi adına son derece yapıcı bir davranıştır.</p>
<p>Bu yaştaki çocuklar, öğretmenlerini mutlu etmek için hemen herşeyi yapmaya hazırdırlar. Öğretmen çeşitli etkinlikler yoluyla hem öğrencileri hareketli kılar, hem de öğrenciler öğretmeni mutlu etmekten memnunluk duyarlar. Anne babanın, öğretmeni rakip olarak görmesi ya da onun söyledikleri desteklemez bir tavır takınması, çocuğun ebeveynlerine olumsuz hissetmesine yol açabilir. Öğretmeninin yaptığı bir şeyi hiç onaylamasanız hatta öfkelenseniz bile, bu konuyu çocuğun olduğu ortamda konuşmamanızı öneririm.</p>
<p>Artık 6 – 9 yaşlarındaki çocuk, karşısındaki kişilerin duygularına karşı da daha hassastır. Özellikle yakın çevresini “hayal kırıklığına uğratmaktan” çok korkar. Onun davranışlarına karşı hissettiklerinizi “ben dili” ile iletmek bu noktada çok önemlidir. Aile içinde olan biteni izlemeye başlar ve gerginliklerden uç sonuçlar çıkarabilir. Örneğin anne babasının basit bir tartışmasını boşanmayla sonuçlanabilecek trajik bir olay olarak algılayabilir (hele bir de arkadaşları arasında anne babası boşanmış olanlar varsa!). Kendisine suçlanma payı çıkarıp, kaygı duyabilir. Bu yaşlarda duygusal şantaj ya da baskılar kişilik gelişimini çok olumsuz etkiler. Kişiler arası ilişkilerde güvensiz, başkalarını kırmamak için kendini ifade etmekten çekinen, fazla verici kişiliklerde, genelde bu yaşlara özgü “sevdiklerine hayal kırıklığı yaşatma korkusu”nun ebeveynlerce desteklendiğine rastlanmaktadır. Anne babalara, çocuğun taşımakta güçlük çekeceği düzeyde beklentilerden uzak durmalarını ve duygusal şantaja (çok işe yarasa bile) asla başvurmamalarını öneririm.</p>
<p><strong>Bilişsel Gelişim:</strong><br />
İlkokul çocuklarının öğrenmek, üretmek için güdüsü çok fazladır. Öğretmene ve anne babaya düşen, bu güdüyü en iyi biçimde değerlendirmeye çalışmaktır. İlgi çekici, renkli ve kolay izlenebilen materyallerle çocukların bu ilgileri desteklenebilir. Ürettiklerini beğenmek ve ödüllendirmek ise anne babanın asli görevidir!</p>
<p>İlkokul çocukları, konuşmaya, tekrarlamaya çok meraklıdır. Yazmaya ilgi ve merakları daha azdır. Bu yaş çocuklarını sınıfta öğretmenin, evde anne babanın sık sık sıraları geldiğinde konuşmaları ve sıralarını beklemeleri konusunda uyarması gerekir. Özellikle yoğun geçen bir iş gününün ardından çocuğunuzu dinlemek çok güç olabilir ama son bir çabayla ona zaman ayırmaya çalışmanızı öneririm. Aktif olarak ona ayıracağınız sadece yarım saat bile, onun bu gereksinimini karşılamaya yetebilir. Unutmayın birlikte geçirilen zamanın niteliği niceliğinden çok çok daha önemlidir!</p>
<p>Bu yaş çocukları,aynı zamanda şikayet etmeyi de çok severler. Bu onların moral (ahlaki) gelişimde kuralları katı bir biçimde algılamalarından ve davranışın ardındaki niyeti henüz dikkate alamamalarından kaynaklı olabilir. Ayrıca çok sevdikleri öğretmenlerinin, anne babalarının dikkatlerini çekmek ya da kıskançlık gibi nedenlerle de bu davranışı gösteriyor olabilirler. Ama gerçekten sıkıntıları olabileceğini de gözardı etmemek gerekir. Sonuçta sebep ne olursa olsun, sizden destek istediğinin bir göstergesidir bu şikayetler. Ancak bunları çok fazla ödüllendirmenin, şikayet etmeyi genel bir davranış kalıbı haline getirmesine yol açabileceği olasılığını da unutmayın!</p>
<p>Bu yaş çocukları somut düşünme döneminde oldukları için, çoğunlukla görerek ve yaparak öğrenirler. Bu nedenle söylediklerinizden çok davranışlarınızın önemli olduğunu unutmayın! Sözcükler ve dolayısıyla konuşma soyuttur. O sizin davranışlarınızı öğrenir. Bana başvuran anne babalara, yüzlerce kez konuştukları halde çocuklarının hala aynı davranmaya devam ettiğinden şikayet ettiklerinde, bunun somut dönemin bir özelliği olduğunu anlatıyorum. Yani çocuğunuz sizi dinlemiyor ya da önemsemiyor değil ama zihinsel gelişim olarak konuşmanızı bir başka zaman, olay ve mekana taşıyamıyor. Konuşmaları, o olaya, o zamana ve o mekana özgü olarak değerlendirebiliyor. Çok benzer olaylarda bile ilişkilendirme ve bilgiliyi transfer etme becerisinden henüz yoksun olduğu için, saatlerce konuşmak yerine, doğruyu somut olarak göstermek onun için çok daha anlaşılır. Örneğin küçük bir yalanını yakaladığızı ve saatlerce “yalan söylemenin” nasıl da kötü bir davranış olduğunu örneklendirerek anlattığınızı, ardından çalan telefona onun cevap vermesini ve sizin için “evde yok” demesini istediğinizi düşünelim. Bu durumda, çocuğunuz “yalan”ın ne kadar kötü ve kaçınılması gereken bir davranış olduğunu değil, gerektiğinde başvurulabilecek bir davranış olduğunu öğrenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/6-9-yas-gelisim-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikro Öğretim Yöntemi</title>
		<link>http://www.gorgoda.com/mikro-ogretim-yontemi.html</link>
		<comments>http://www.gorgoda.com/mikro-ogretim-yontemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 09:44:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mısır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anlamı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[Kavramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ne demektir]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Terimler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gorgoda.com/?p=12663</guid>
		<description><![CDATA[Mikro öğretim yönetimi; öğretim süresi, öğrenci sayısı ve konu açısından küçültülmüş yoğunlaştırılmış bir öğretim deneyidir. Bu yöntem öğretmen adaylarının sınıf içindeki üstleneçeği rollerinive sınıfta uyğulayaçagı davranışlarını tam olarak benimseyip bunları kazanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Yöntem ilk kez 1960 yılında ABD de Stanford üniversitesinde öğretmen eğitiminin kalitesini arttırmak amacıyla bir grup eğitimci tarafından deneysel programın bir parçası olarak geliştirilmiş ve ülkemizde de doğal olarak buradan gelmiştir. Birilerine birşeyler öğretmek ya da bir konu hakkında bireylere birşeyler öğretme amacı taşıyan yöntemde esas olanın bir tekniği öğretim becerisini uygulamak olduğunun bilinmesi gerekir.
Öğretim ve öğrenme ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mikro öğretim yönetimi; öğretim süresi, öğrenci sayısı ve konu açısından küçültülmüş yoğunlaştırılmış bir öğretim deneyidir. Bu yöntem öğretmen adaylarının sınıf içindeki üstleneçeği rollerinive sınıfta uyğulayaçagı davranışlarını tam olarak benimseyip bunları kazanmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Yöntem ilk kez 1960 yılında ABD de Stanford üniversitesinde öğretmen eğitiminin kalitesini arttırmak amacıyla bir grup eğitimci tarafından deneysel programın bir parçası olarak geliştirilmiş ve ülkemizde de doğal olarak buradan gelmiştir. Birilerine birşeyler öğretmek ya da bir konu hakkında bireylere birşeyler öğretme amacı taşıyan yöntemde esas olanın bir tekniği öğretim becerisini uygulamak olduğunun bilinmesi gerekir.</p>
<p>Öğretim ve öğrenme süreçlerinin karmaşıklığını basitleştirmeyi de yine temel hedeflerden biri sayan bu laboratuar öğretim yöntemi öğretmen adaylarına hizmet öncesi geniş bir deneyim imkanı sunar ve uygulamalarla adayın davranışlarını istendik yönde değiştirip geliştirmesini sağlar.</p>
<p>(1) Bunun için öğretmen adaylarının kendi aralarında oluşturacağı doğal sınıf ortamındaki güçlükleri azaltan olabildiğince gerçeğe uygun bir sınıf ortamı hazırlamak sınıfa önceden dersi görüntülemek amacıyla video kamera ya da sesleri kaydetmek için bir teyp yerleştirilir.</p>
<p>(2) Sınıf mevcud en fazla 45 sunulacak mikro ders süresi ise 5-20 dakika arasında sınırlandırılmıştır. Bu öğretim yönteminde öğretmen adayı derse konu olarak öğretim becerilerinin yalnız bir tanesini seçip uygulayacaktır. Bu uygulama öğret-yeniden öğret çevirimi adı verilen bir deneme yanılma durumudur aslında. Bu çevirim 6 basmaktan oluşur:</p>
<p><strong>I- </strong>Uygulanacak öğretilecek olan öğretim tekniğini gereğine uygun olarak önceden 5-20 dakikalık bir mikro ders planı hazırlanır.<br />
<strong>II- </strong>Hazırlanan ders video kameraya çekilerek ya da anlatılanlar teybe kaydedilir.<br />
<strong>III- </strong>Sunulan dersin yani öğretme işleminin ne derece başarıyla sonuçlandığını anlamak için çekilen görüntüler ya da alınan sesler doğrultusunda öğütler sağlanır.<br />
<strong>IV- </strong>Bu alınan öğütler ışığında mikroders yeniden düzenlenir.<br />
<strong>V-</strong> Yeniden düzenlenen ders tekrar öğretilir ya da sunulur.<br />
<strong>VI- </strong>Bu kez öğretme işleminde gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilmeyen iyileştirmelerle ilgili görüntülerden ya da teyplerdeki seslerden ya da sözlü-yazılı olarak bölükler alınır.</p>
<p>Hedeflenen seçilmiş davranışın becerinin istendik düzeye ulaşmasına glinceye kadarki yapılacak olan tekrara dersi izleyen rehber öğretmen karar verir.</p>
<p>Mikro öğretim yönteminde hem öğretmen hem öğrenci rolünde olan öğretmen adayları öğretmen rolündeyken önceden hazırladığı mikro dersi sunarken öğrenci rolündeykense:<br />
-Gözlemleme<br />
-Betimleme<br />
-Değerlendirme<br />
-Yazılı ve sözlü sağlama<br />
görevlerini yapmaktadır.</p>
<p>Video gerçek görüntü ve sesi kaydettiği için derslerde tercih sebebi olup şartların elverdiği ölçüde kullanımaktadır. Kaydedilen mikro dersin örneklerinin biriktirilerek öğretmen adayına ve uygulama öğretmenine verilmesi onlara uygun zamanlarda dersi tekrar izleme fırsatı vermekte ve uygulamaları tekrar tekrar değerlendirip yeni yeni stajyerler geliştirmelerine yardımcı olamktadır. Video kamera ekonomik açıdan uygun değilse bu işler ses alabilen teyplerlede yapılabilir. Ayrıca her mikro derste video kullanılmayadabilir. Örneğin öğretilecek derste sözel beceriler yoğun olarak işleniyorsa teyplerin kullanılması daha uygunken ders görsel öğelere dayalı incelenecekse video kameranın kullanımı daha uygundur. Yöntemi maddeler halinde özetlemeye çalışırsak:</p>
<p>-Mikro öğretim yöntemi öğretmen davranışları üzerinde odaklanır<br />
-Öğretmenin bilgi ve beceriyi teorik olarak bilmesi yetmiyor bunu nasıl ortaya koymasını sağlıyor<br />
-Öğretmen adayı sunduğu dersini kaydedilen görüntüleri izleyerek sesleri dinleyerek ya da tutulangözlem kayıtlarını izleyerek kendi performansına dair dönütleri alıp yeni stajyerler geliştirir ve düzeltmeler yapar.<br />
-Kişi hem başkaları tarafından hem kendisi tarafından değerlendirilme fırsatı bulur.<br />
-Mikro öğretim yöntemi teoriyle pratik arasında bir köprü kurarak öğretmen adaylarına hizmet öncesi deneyim kazandırıyor.<br />
-Yöntemde öğretmen adayı hem öğretmen hem de öğrenci rolündedir.<br />
-Riski az kazandırdıkları fazladır.</p>
<p>Mikro öğretim yönteminin faydaları:<br />
-Gerçek yaşantılar kazandırır, yani adayın oynayacağı roller mezun olduktan sonra bu yöntemde olduğu gibi devam edecektir.<br />
-Bu yöntemin uygulanması ile öğretim programını kontrol altına alabiliriz. Zira programın nasıl işlenip sonuçlandığını yakından takip etme şansımız vardır.<br />
-Öğretimde bir laboratuar ortamı yaratır.<br />
-Kaynakların sınırlı olmasına rağmen daha geniş daha deneyimli deney yapma imkanımız vardır.<br />
-Kullanım alanı geniştir. Öğretmen eğitimi baştan olmak üzere, Tıp, özel eğitim rehberlik, spor ve bunun gibi alanlarda kullanılmaktadır.<br />
-Anında değerlendirme geri beslemem ve kendini değerlendirme imkanı sağladığı için aday öğretmenin değerlendirilmesinde yararlı olmaktadır.</p>
<p>M.Ö. yönetiminin sınırlılıkları:<br />
-Video kamera her okulda olmayabilir.<br />
-Tüm öğretim becerilerinin kazandırılmasına uygun olmayabilir.<br />
-Eleştiriye açık olmayan adaylar için uygun bir yöntem olmayabilir.<br />
-Sınıf yönetimi ve disiplinin sağlanmasına engel olabilir.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Öğretmen adaylarına yönelik bir öğretim yöntemi olduğu için ilköğretim Türkçe derslerinde uygulanabilecek bi yöntem değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gorgoda.com/mikro-ogretim-yontemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
