Genç Osman (16041622) 16. Osmanlı padişahıdır. 14. Padişah i. Ahmed’in oğlu, 15. Padişah i. Mustafa’nın yeğeni olan Osman İstanbul’da doğdu. Çocukluğu sarayda kapalı, çevresiyle ilişkisi kesilmiş olarak geçti. Babasının 1617′de ölümü üzerine tahta çıkan amcası i. Mustafa’nın akli dengesinin yerinde olmadığı görülünce ileri gelen devlet adamları 1618′de onun yerine Osman’ı padişah yaptılar. Tahta çıktığında henüz 14 yaşında olduğu için “Genç Osman” olarak anılır.
Genç Osman önceleri çevresindeki saray adamlarının etkisindeyken kısa sürede devlet yönetimine ağırlığını koydu. Gücünü kanıtlamak için bir sefere çıkmak ve başarı kazanmak istiyordu. Bu arada Sadrazam Halil Paşa …
Yelkenli gemilerle buharlı gemiler arasındaki çekişme neredeyse 100 yıl sürdü. Gerçekten başarı kazanan ilk buharlı gemiler, ABD’de 1807′de yapılan Clermont ve İskoçya’da 1812′de yapılan Comefü. 1819′da ABD’nin Savannah buharlı gemisi makinelerini yolun yalnızca bir bölümünde kullanarak Atlas Okyanusu’nu geçti. Buharlı gemiler arasında ABDAvrupa arasındaki ilk hız rekorunu Sirius gemisi kırdı. Sirius Atlas Okyanusu’nu 18 gün 12 saatte aştı. ilk buharlı gemilerin hepsi yandan çarklıydı. 1839′da pervaneli (uskurlu) gemiler ortaya çıktı. 1843′te yapılan Great Britain, pervaneli ve demirden yapılmış büyük bir buharlı gemiydi. Ahşap gemilerin yapımı da sürdü, ama bunlar buhar …
İstanbul’un en eski yapılarından biridir. Bu kule 1348′de Cenevizliler’ce Galata’yı çevreleyen surların ana kulesi olarak yapıldı. Bugünkü Tünel ile Karaköy (Galata) semtleri arasında bulunan kulenin çevresine Kuledibi adı verilir.
Bizans İmparatorluğu’nun izniyle 14. yüzyılın başlarında Galata’da bir koloni oluşturan Cenevizliler yerleşme yerlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla burayı surlarla çevirmişlerdi. Bu surların kuzeybatı köşesine, dışardan gelebilecek düşmanı gözetlemek amacıyla bir kule yaptırdılar. Galata’nın amaca en uygun yerine kurulmuş olan bu kuleden hem İstanbul Boğazı’nın, hem de kentin büyük bir bölümü rahatça görülebiliyordu. Cenevizliler’in İsa Kulesi, Bizanslılar’ın ise Büyük Burç adını verdikleri kule 14. …
Thomas Gainsborough 18. yüzyılın önde gelen İngiliz portre ve manzara ressamlarındandır. Aynı zamanda batı resminin en büyük teknik ve renk ustalarından biri olan Gainsborough, yapıtlarında sık sık yeni konulara ve tekniklere yer verirdi. Döneminin öteki sanatçılarının tersine, taklitten kaçınarak kendine özgü bir üslup oluşturdu.
Gainsborough Suffolk’taki Sudbury’de doğdu. Resim yeteneği daha küçük yaşlarda ortaya çıktı. Bir söylentiye göre Gainsborough çocukluğunda, bahçeden meyve çalarken gördüğü bir hırsızın resmini öyle güzel benzetmişti ki, yetkililer adamı tanımakta güçlük çekmedi. Babası Gainsborough’yu Fransız asıllı ressam ve oymabaskı sanatçısı Gravelot’nun yanında çalışmak üzere Londra’ya gönderdi. Genç …
19. yüzyılın sonlarına doğru Rus müziğini Batı Avrupa müziğinin etkilerinden kurtararak özgün ve ulusal bir müzik yaratma amacı çevresinde birleşen beş besteci “Rus Beşleri” olarak anılır. Grubun üyeleri Nikolay Rimski-Korsakov (1844-1908), Mo-dest Petroviç Mussorgski (1839-81), Mili Ba-lakirev (1837-1910), Aleksandr Borodin (1833-87) ve Cesar Antonoviç Cui’ydi (1835-1918).
18. yüzyıl boyunca Rusya’da en çok dinlenen müzik türü İtalyan operasıydı. 19. yüzyılda edebiyat alanında ünlü Rus yazarı Aleksandr Puşkin’le başlayan ulusalcı hareket müziğe de yansıdı (bak. PuşkİN, ALEKSANDR). İtalyan müzik anlayışına tepki duyan bestecilerden Mihail İvanoviç Glinka (1804-57) ve Aleksandr Sergeyeviç Dargomijski (1813-69), Rus …
Cemal Reşit Rey(1904-85) çok küçük yaştayken piyano Öğrenmeye başladı. İlk bestesini yaptığında yedi yaşındaydı. Ertesi yıl ailesi Paris’e yerleşince, Galatasaray Lisesi’nde başladığı ortaöğrenimini Buffon Lisesi’nde sürdürdü. Bu arada ünlü piyanist Marguerite Long’dan ders aldı. Ailesi Cenevre’ye taşındı; Cemal Reşit de hem Saint-Antoine Koleji’nde, hem de Cenevre Konservatuvarı’nda öğrenimini sürdürdü. Aile 1920′de Paris’e dönünce müzik Öğrenimini Paris Konservatuvarı’nda tamamladı. Ayrıca Gabriel Faure’den müzik estetiği, Henri Dufosse’tan orkestra şefliği dersleri aldı. Ekim 1923′te Türkiye’ye döndü ve bugünkü İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın çekirdeğini oluşturan Darülelhan’da piyano ve kompozisyon öğretmenliğine başladı. Okulun öğrencileri ile …
Yunan efsanesine göre Helen Eski Yunan’ın en güzel kadınıdır. Tanrı Zeus ve ölümlü Leda’nın kızıdır. Yunanistan’ın tüm prens ve kralları onunla evlenmek ister. Oysa Helen, Sparta Kralı Mene-laos’u seçer. Derken bir gün, uzaktaki Truva kentinin prensi Paris kralı ziyarete gelir. Helen’i görür görmez ona âşık olur ve onu Truva’ya kaçırır. Buna çok üzülen Menelaos, Helen’i geri getirmek amacıyla Yunanlı savaşçılardan yardım ister ve savaş hazırlıklarına girişilir. Truvalılar Helen’i geri vermeyi reddederler ve böylece 10 yıl süren Truva Savaşı başlar. Savaş sırasında Paris öldürülür. Helen onun kardeşi DeiphobosTa evlenir. Ama sonunda …
Yunanistan’da konuşulan bir Hint-Avrupa dilidir. Klasik dönemin en önemli iki dili Yunanca ve Latince’dir. Yunanca, Latince’den daha eski bir dildir ve Latin edebiyatı çoğunlukla Yunan edebiyatına dayanır. Birçok ülkede, günümüzde artık konuşulmayan bu iki dili okullarda öğrenme olanağı vardır ve dilbilgisi kurallan bakımından birbirlerine benzerlik gösterdiklerinden Yunanca ve Latince çoğu zaman birlikte öğretilmektedir. Birçok bilgin çok eski tarihlerden kalma yazıtlara dayanarak, Yunanca’ mn sağdan sola doğru yazılan daha eski bir dilden geliştiği görüşündedir. Oysa günümüzde daha iyi bilinen, sonraki dönemlere ait Yunanca yazılar soldan sağa doğru yazılır. Latin alfabesinden farklı …
Eski Yunan’ın en büyük edebiyat yapıtları İlyada ve Odysseia adlı, destan tarzında yazılmış uzun şiirlerdir. Her ikisinin de İÖ yaklaşık 800′de şair Homeros tarafından yazıldığı kabul edilmekle birlikte, bunları inceleyen bazı uzmanlar bu destanların başka başka yazarların yapıtları olduğu kanısındadır. Sürükleyici bir dille kaleme alınmış olan bu şiirlerde, savaşlar ve değişik ülkelere yolculuklar canlı bir dille betimlenmiş; insanlardan yana ve insanlara karşı olan tanrılardan söz edilmiştir. Homeros’tan sonraki iki ya da üç yüzyıl boyunca şiirden başka hiçbir türde yapıt ortaya konmadı. Eskiden, kitap basım yöntemlerinin bulunmasından önce koşuk dili düzyazıdan …
Sözcüğün gerçek anlamı dışında bir başka anlamda kullanılmasıdır. Mecaz sözcüğüyle eş anlamlıdır. Değişmece her dilde olan bir dil özelliğidir. Sözcükleri değişmece anlamlarıyla kullanmak, yazıya renk ve anlam zenginliği katar. Ancak değişmece anlamları kullanırken özen gösterilmeli, söylenmek istenenden farklı anlamlara gelebilecek değişmece anlamlı sözcükler kullanılmamalıdır.
Örnek:
“Renkli cam, şeridin yerini aldı mı? Elbette almadı. Tersine onun gelişmesine katkıda bulundu.”
Bu tümcede “renkli cam”, televizyon, “şerit” de sinema yerine kullanılmıştır. Değişmece anlam söz konusudur.
“Televizyon, sinemanın yerini aldı mı? Elbette almadı. Tersine onun gelişmesine katkıda bulundu.”
Örnek:
“Anadolu’nun edebiyatı çok yapıldı; şimdi de filmcilerimiz kurdelelerini yapıyorlar, fakat işin …
