Ana Sayfa » Hukuk Sözlüğü

  Firma Rehberi
Gorgoda Firma rehberi ile firmanızın müşteri potansiyelini arttırın. Firmanızı ekleyerek sanal ortamdan ücretsiz tanıtım yapın yeni müşterilere ulaşın...
    Sohbet
İnternet ortamında yeni arkadaşlıklar kurmak ister misiniz? Yapmanız gereken tek şey ruh halinizi anlatır bir rumuz bularak sohbet edeceğiniz kişiyi seçmek...
    Kurumsal İş İlanı
İş ararken bir web sitesinden diğerine dolaşıp durmanıza gerek kalmadı. Artık bir web sitesi üzerinden bir çok memur alım ilanını görmeniz mümkün...

Gorgoda'da Son Dakika
  • Mississippi Nehri
  • Vestel PC Onyx Game Masaüstü Bilgisayar
  • Yemin Ederim – Onur Koç
  • Ezberimsin (Onur Koç)
  • Kıyamam (Melis Bilen)
  • Bir resmin bile yok (Onur Koç)
  • Psikodramanın Temel Öğeleri
  • Psikodrama
  • 6-9 Yaş Gelişim Özellikleri
  • Mikro Öğretim Yöntemi

  • abideler ve asar-ı atika: anıt ve abideler
    abluka: bir devletin dışarı ile olan ilişkilerini zor kullanarak kesmek
    acele itiraz: verilen kararın tefhim yada tebliğinden itibaren belirli bir süre içerisinde ( genellikle bir hafta ) yapılması gereken, kanunda açıkça sayılan itiraz türüdür. itiraz üzerine kararı veren makam değil itiraz mercii bir karar verir.
    acenta: ticari mümessil ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir bölge içinde daimi bir suretle ticari bir işletmeyi ilgilendiren akidlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse (TTK 116 …

    aile hukuku: Aile ilişkilerini düzeneleyen hukuk kurallarıdır.
    aile şirketi: bir ailenin bireylerinden oluşan ortaklık.
    aile yurdu: bir kimsenin, ailenin gereksiniminden büyük olmamak ve bizzat kendisinin veya ailesinin işletmesi ya da oturması koşuluyla, aile bireylerinin geçimi ve oturmasını sağlamak amacıyla ayırdığı taşınmaz ve ekleri.
    akar: taşınmaz mal; kiraya verilen ve gelir sağlayan şeyler
    akarâtı mevkufe: vakfedilmiş, gelir getiren mallar
    akdetmek: sözleşmek; kararlaştırmak; düzenlemek; bağlamak
    akd-i mebhusünanh: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
    akd-i mezbur: sözü geçen akit, anlaşma, sözleşme
    akd-i muvazaa: karşılıklı ödün verilerek yapılan akit, anlaşma, sözleşme
    akd-i sahih: geçerli, doğru, kusursuz akit, anlaşma, sözleşme
    âkideyn:her akitte akdi yapan iki taraf
    âkidîn: …

    bâ tapu: tapulu; tapu ile tasarruf olunan
    bâ’de’l-isticar: kira sözleşmesinden sonra
    bâ’de’l-istirdad: geri aldıktan sonra
    ba’dehû: daha sonra
    bâb: kapı
    bâdî olmak: sebep olmak
    bağıt: akit
    bağımsız bölüm: Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleri.
    bâhir: belli; besbelli; açık; apaçık
    bahri: denize ait
    bâ-husus: hele; özellikle; üstelik
    baîd: uzak; ırak
    bâîs olmak: sebep olmak; göndermek; gerektirmek
    baki: sürekli; daimî; artan; kalan; kalımlı; kalıcı; ölümsüz; saklı duran
    bakiye: artan
    bâlâ: yukarı; yüksek; üst; yüce
    bâligân-mâbelâğ: ziyadesiyle; bol bol
    baliğ: eren; varan; bulan; yetişen; toplam; büluğa; ergin;
    bariz: açık; göze çarpan; belirgin
    basiret : doğru görüş; uzağı görüş; önceden görüş; …

    câmi: cem eden;: içine alan; içinde bulunduran; taşıyan; toplayan
    câmia : topluluk; zümre
    cânî: cinayet işlemiş olan kimse

    canîb-i beytülmal : hazine tarafı

    canîb-i vakıf : vakıf tarafı
    canîp : yön; taraf; cihet; yan

    cari : uygulanan; yürürlükte olan
    cây-i teemmül : etraflıca düşünülmeye değer; düşünülmesi yerinde olur

    cebrî : zorla yapılan; zor kullanarak yaptırılan; zor altında; güç kullanarak
    cebri icra : kendi istekleriyle borçlarını ödemeyen borçluların, borçlarını Devlet kuvveti ile ödemelerinin sağlanması; ilgili icra dairelerinin, (gereğinde) zor kullanarak, borçluyu borcunu ödemeye zorlamaları
    cebri satım: Malikinin isteğine bakılmaksızın, resmi makamlar tarafından yapılan satım
    celesat-ı âti: gelecekteki celseler, oturumlar
    celile: büyük; ulu
    celpname: yargılamada,davacı,davalı,tanık,bilirkişi …

    dâfi: defi’de, savuda bulunan kimse
    Dahiliye Vekâleti: İçişleri Bakanlığı
    dâyin: borç veren; alacaklı

    deâvî: davalar
    def’aten: bir defada; birden

    def’i def: def’e karşı def’; savuya karşı savu

    defaât: kereler; kezler; yollar
    defâtir: defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar
    defter-hâne: taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt
    defter-i hakanî: eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği defter
    defter-i hakanî idaresi: eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği daire

    değer baha: bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat
    delâlet: gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık
    delâlet-i bil’işare: işaret ederek, hatırlatarak gösterme
    delil: kanıt; tanıt; ipucu
    delil-i celî: aşikar delil; belli, apaçık kanıt
    demirbaş: …

    ebniye: binalar; yapılar
    ecnebî: yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
    ecr-i müsemmâ: taraflar arasında belirlenen ücret

    ecrimisil: bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
    eda: edim; borçlanılan şey; borcun konusu

    eda davası: davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
    edeb: iyi terbiye; naziklik; usluluk
    ef’âl :eylemler; fiiller, işler; ameller
    efrâd: fertler; bireyler
    ehil: ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip

    ehl-i hibre: bilirkişi

    ehl-i vukûf: bilirkişi

    ekalliyet(akalliyet): azınlık
    ekser: daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca
    ekseriyet: çoğunluk
    ekseriyeti ara : oy çokluğu
    eklenti: Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından …

    fâhiş: aşırı; ağır; çok fazla
    fariğ: bir şeyi veya hakkı başkasına devreden; ferağda bulunan; feragat eden; taşınmaz maldaki tasarruf hakkını başkasına bırakan kişi
    farz: zorunlu; baş koşul; boyun borcu; çok gerekli; varsayma
    fâsıl: ayıran; bölen
    fâsıla: aralık; ara
    fasl etme: halletme; neticelendirme
    fehime: anlayış
    fek: kaldırma; bir hukuki sınırlamanın kaldırılması; sona erdirme; bitirme
    fer’ î: bağımlı; ekli; eklentili; ikinci derecede olan
    ferâgat: vazgeçme; el çekme; dinlenme
    ferağ: devir; devretme; bir hakkı birine geçirme; mirî veya vakıf arazinin yararlanma hakkının satışı
    ferd: tek; yalnız olan şey; eşi olmayan; tek olan sayı
    fesâd: karıştırıcı; arabozucu; karışıklık; bozukluk; dolan
    fesh: bozma; bozulma; dağılma; dağıtma; kapatma; kaldırma
    fesih: …

    gaî (gaiye): gaye, maksat ve netice ile ilgili; amaca ilişkin
    gaip: görünmeyen; hazır olmayan; yitik; yok olan kişi; kaybolan ve kendisinden uzun zaman haber alınamayan kişi
    galle: gelir; hasılat; yarar
    garaz: (garez)gizli düşmanlık; asıl maksat; erek; amaç; hınç
    gars: ağaç dikme
    gasıb: başkasının bir eşya, para yada kıymetli  malını elinden veya tasarrufundan zorla haksız yere alan kimse
    gasp :başkasının bir eşya, para yada kıymetli  malını elinden veya tasarrufundan zorla ve haksız alınması
    gaybubet: kaybolma; yokluk; göz önünde olmayış; yitiklik
    gayr (gayir): ayrı; başka; özge; artık; diğer; yabancı
    gayrimenkul: Bir yerden bir yere taşınması olanaksız (taşınmaz) mal.
    gayr-i melhûz: beklenmedik; imkansız; …

    hacet: gerek; gereklilik
    hâcir: hicret eden; bir yerden başka bir yere göçen; sayıklayan (hasta)
    haciz: Borçlunun, borcunu kendi arzusu ile ödememesi durumunda, alacaklının talebiyle, borçlunun (borca yetecek miktardaki) mal ve haklarına devlet aracılığıyla (icra dairesi tarafından) el konulması.
    hâdis: meydana gelen; çıkan; yeni çıkan
    hafiyyen : gizli olarak; saklı olarak; gizlice
    hafriyat : kazı; kazılar; toprak kazma; toprak çıkarma
    hail : duvar, çit, parmaklık, tahta perde gibi taşınmazları birbirinden ayıran işaret ve engeller

    haiz : sahip; elde bulunduran; taşıyan
    hak: Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir
    hakikiye: hakikate mensup; gerçek; sahici; doğru; gerçekten

    hakk: doğruluk ve insaf; bir insana …

    ıskat: düşürme; hükümden düşürme; yok etme; iptal

    ıslah: düzeltme; davada tarafça düzeltme; iyileştirme; iyi bir hale getirme

    ıslahât: düzeltme veya iyileştirme işleri
    ıstılâh: terim

    ıtlâk: salıverme; koyuverme; boşamak; demek; denilmek; tabir
    ıttılâ: öğrenme; bilgilenme; haberdar olma; tanıma
    ızrar: zarar verme; zarara sokma
    ıztırâr: zorunluluk; çaresizlik