"Enter"a basıp içeriğe geçin

Emprenyenin Önemi Ve Tarihçesi

Her hangi bir koruyucu işlem görmemiş doğal haldeki ağaç malzemenin kullanım yerinde mantarlar ve böcekler tarafından tahrip edilerek çürütülmesi sonucu her yıl büyük maddi kayıplar söz konusu olmaktadır. Çünkü organik bir madde olan ağaç malzemenin çürütülmesi ve böceklerle tahrip yasal önlemlerle ağaç malzemenin uzun yıllar bu zararlılardan korunması mümkün olmaktadır. Günümüzde kimyasal önlemlerle yani , zararlı organizmalar için zehirli etki yapan emprenye maddeleri kullanılarak , ağaç malzemenin hizmet ömrü uzatılmaktadır.

Ağaç malzemenin kullanım yerinde korunmasını gerekliliği asırlar önce dahi kabul edilerek , çeşitli önlemler görülmektedir. Arkeolojik kazılarda ve batık gemilerde yapılan incelemeler sonunda , çok eski yıllarda kullanılan ağaç malzemenin kısmen kömürleştirilerek korunması yoluna gidildiği anlaşılmıştır. 4000 yıl önce kullanılan ağaç malzemenin korunmasında kömürleştirme, ilk önlem olarak ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Efes ‘teki Diana mabedi kömürleştirilmiş ağaç direkler üzerine oturtulmuştur.

Eski çağlarda Çin, Mısır , Yunan ve Roma medeniyetlerinde ağaç malzemenin korunması için bitkisel , hayvansal ve mineral yağlarla emprenye edildiği tespit edilmiştir. Roma medeniyetlerinde özellikle zeytinyağı ve sedir yağının bu maksatla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Burma medeniyetinde ise gemi ve binalarda petrol yağının koruyucu olarak kullanıldığı görülmektedir. Mısırlılar diğer bir önlem olarak , ağaç malzemeyi kuru tutarak çürümesine engel olmayı başarmışlardır. Bu önlemle , mumyaların konduğu lahitlerin yapıldığı ağaç malzeme herhangi bir şekilde emprenye edilmeden piramitler altında binlerce yıl sağlam olarak kalabilmiştir.

Daha sonraki uygarlıkların , ağaç malzemenin korunması hakkında daha fazla bilgiye sahi oldukları saptanmıştır. Örneğin , Yunanlıların İ.Ö. 500 yıllarında binalarda kullandıkları ağaç malzemeye delikler açarak içine yağ akıttıkları , yağın derin bir şekilde nüfuzunu sağladıktan sonra , taş materyal üzerine yerleştirip ve kuru olarak muhafaza ederek koruma sağladıkları belirtilmektedir. Romalılar , bina inşaatı ve mühendisliği için gerekli teknik bilgilere sahip olduklarından ağaç malzemeden yapılmış kulelerin yanmaya karşı korunması alüminyum levhalarla koruma önlemleri almışlardır. Böylece ilk defa bu yıllarda alüminyumun yanmaya karşı koruyucu bir madde olduğu anlaşılmıştır. Daha sonraki yıllarda , İ.S. 1000 yılına kadar ağaç malzemenin emprenyesi hakkındaki bilgilerde herhangi bir gelişme olmamıştır. İngiliz ve Hollanda ticaret gemilerinin kuru çürüklük yapan mantarlar ve deniz hayvanları tarafından tahrip edilmesi konunun önemini tekrar ortaya çıkarmıştır. 1590 yılında 100 gemilik bir İspanyol armadasının Teredo navalis (deniz oyucu midyesi ) tarafından tahrip edildiği tarihi bilgiler arasında yer almaktadır. Bu tarihlerden sonra ağaç malzemenin emprenyesinin gerekliliği tekrar anlaşılmıştır. Alman kimyageri Johanson Glauber’en ilk araştırmaları ile 1657 yılında ağaç malzemenin yakılmak suretiyle kömürleştirilmesi, üzerine katran sürülmesi ve sonra odunun destilasyonu yolu ile elde edilen Pirolignik asite batırılması yöntemleri için yağlar , tutkallar, reçineler, kauçuk , tuzlar, katran yağları ve çeşitli endüstriyel atıklar bu amaçla denenmiştir.

1817 yılında İngiliz Willian Chapman , gemilerde ağaç malzemenin kullanma süresini uzatmak için bugün kullanılan birçok emprenye maddesinin bir listesine vermiştir. Bunların içinde sadece halen kullanılan organik çözücülü emprenye maddeleri bulunmaktadır. Daha sonraki yıllarda dünyada demir üretimi artma göstermiş ve bu amaçla kullanılan kömürün destilasyonun sonucu fazla miktarda Kreozot elde edilmiştir. Buna paralel olarak demiryollarının gelişmesi , telefon ve telgraf sistemlerinin kurulması , gemi yapımının ilerleme göstermesi ile bu alanlarda ağaç malzemenin travers, teldireği, gemi yapımı , deniz tahkimatı gibi kullanış yerlerinde değerlendirilme ihtiyacını artırmıştır. Böylece organik bir malzeme olan ağacın dayanma süresinin uzatılması gündeme gelmiştir.

1831 yılında Fransız Jean Robert Breant kapalı bir çelik kazanda basınç altında uygulanan bir emprenye metodunun patentini almıştır. Bu metotda önce vakum yapılmakta, daha sonra basınç altında emprenye maddesi ağaç malzeme içerisine enjekte edilmektedir. Bu metodun keşfinden önce, emprenye uygulamalarında çeşitli eriyikler odun dokuları üzerine fırça ile sürülmekte veya odunsu materyal bunlar içerisine batırılmakta

1932 yılında Almanya’ da John Howard Kyan demiryolu traverslerini üzeri açık taştan yapılmış havuzlar içerisindeki Civa klorür eriyiğine batırma suretiyle yeni bir emprenye metodu geliştirmiştir.

1838 yılında İngiliz John Bethell basınç altında emprenye maddesi kullanılarak ağaç malzemeyi koruyucu pratik bir metod bulmuştur. Bu metotla önce vakum, sonra basınç , işlem sonunda tekrar vakum uygulanmaktadır. Emprenye maddesi olarak Kreozot kullanılmış ve odunsu hücreler tamamen kreozotla dolduğu için metoda, Dolu Hücre metodu adı verilmiştir. Metodun uygulanmasında 10-14 kp/cm 2 lik bir basınç edilmiştir. Çok kısa süre içerisinde metod, geniş bir uygulama bulmuş ve Bethell metodu adını almıştır. Daha sonra 1847 yılında Londra’da Sir William Burnett tarafından 9.5 kp/cm2 basınç kullanan bir tesis kurulmuştur. Burnett metodunda gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da demiryolları işletmelerince emprenye engelleyen faktör, ağaç malzemenin emprenye maddesini fazla miktarda absorbe etmesi ve emprenye işleminin pahalı olmasıdır.

1838 yılında Dr. Auguste Boucherie ilk besi suyunu çıkarma metodunu bulmuş ve emprenye maddesi olarak bakır sülfat kullanmıştır.

1902 yılında birçok kullanış yerinde değerlendirilen ağaç malzemenin emprenyesinde faydalanılan kreozotun daha ekonomik olarak sarfını sağlamak için Wassermann tarafından ilk boş hücre metodu bulunmuştur. Daha sonra Max Rueping, Ruping metodu olarak bilinen yeni pratik bir metod geliştirmiştir. Dört yıl sonra da Cutherbert B. Lowry daha az ekipmana ihtiyaç gösteren diğer bir boş hücre metodunun çalışmalarını yapmış ve sonuçlandırmıştır. Bu metodun esasını, başlangıçta vakum yapılmaması ve emprenye işleminin sonunda basınç kaldırıldığında kreozotun hücrelerden dışarı çıkarılması oluşturmaktadır. Böylece sadece hücre çeperinin emprenye maddesi ile örtülmesi söz konusu olmuştur.

1906 yılından sona emprenye endüstrisinde kullanılan metodlar, dolu hücre, boş hücre ve diğer bazı gelişmiş metotlar olarak sınıflandırılmaktadır.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başvuru Kaynakları

Pin It on Pinterest