"Enter"a basıp içeriğe geçin

Fiziksel Kirlenme

İki etkiden kaynaklanır. Suyun fiziksel faktörlerinin değişmesi ve su tabakasının fiziksel doğasının değişmesi.

a) Dağılmış katılar, Bulanıklık ve Renk: Her üç etkiden suyun ışık geçirgenliği azaltarak etki gösterir. Sonuç olarak algler ve yeşil bitkiler yeterince gelişemez ve gıda zinciri etkilenir. Balık üretimi düşer. Sağanak yağışlar ve sellerden sonra nehirler çok miktarda çamur taşırlar ve bulanık akarlar. Bu koşullarda birçok balık türü uzun süre yaşayamaz.

Suda dağılmış olan katıların direk etkilerinden çok tabana çökelmeleri sonucu dipteki canlıları yok etmeleri ekosisteme zarar verir. İnorganik katıların zararları organiklerden fazladır. Çünkü organik katılar ( Kanalizasyon, kağıt fabrikası atıkları, tekstil sanayi atıkları ) nehir yataklarında birikirse bunlar bol miktarda solucan vb. organizmaları içereceğinden balıklar için besin olurlar.

Tekstil fabrikaları ve boya sanayi atıkları akarsuları renklendireceği gibi çeşitli atıkların su içinde etkileşmesi de renk oluşumuna sebep olabilir. Bitkisel deri tabaklama atıkları ile demir – çelik işletmeleri atık suya karışırsa koyu yeşilden mürekkep mavisine kadar değişik tonda bir renk oluşur. Rengin etkisi diğer kirleticilere kıyasla genelde düşüktür.

b) Yüzey aktif maddeler: Sabunlar ve sentetik deterjanlar gibi yüzey aktif maddeler suya karıştığında yüzey gerilimi azaltır ve su-hava ara yüzeyindeki popülasyonu etkilerler. Sabunlar oldukça çabuk degredasyona uğrarlar ama deterjanlar çok önemli bir problem oluştururlar. Biyolojik degredasyona dirençli olduklarından ve özellikle 2.Dünya savaşı sonrası yıllarda bu problem büyük boyutlara ulaşmaya başladı. Nehirlerin köpürerek aktığını gören kamuoyu tepki gösterdi.

Deterjanların varlığı aynı zamanda suyun havalanma hızını da düşürür ve organik atıkların neden olduğu kirliliğin daha yavaş yok edilmesi sonucunu doğurur. Bu etki özellikle ağır akan nehirlerde çok önemlidir. Deterjanlar; 5mg/1 nin üzerinde balıklar ve diğer akuatik canlılar için toksiktir. Toksikliğin kimyasal yapı ile önemli bir ilişkisi yoktur. Lauril sülfat ile dodesilbenzensulfonat aynı toksisikliğe sahiptir.

1959 – 1965 yılları arasında bakteriler tarafından parçalanan lineer alkil benzen sulfonat geliştirildi. Son olarak non – iyonik deterjanların geliştirilmesi atık su işlemlerinde su oranında deterjanın uzaklaştırılmasına olanak sağlamıştır.

c) Sıcaklık: Bu problemin en önemli kaynağı sanayi soğuk sularıdır. Akarsuyun sıcaklığının birkaç derece değişmesi populasyonu çok etkiler Sıcaklık değişimi direk etkiden çok iyi etki olarak kendini gösterir.

Teorik olarak su sıcaklığının yükselmesi akuatik böcekler mevsimsel yaşantı çevrimini bozarlar. Ancak başka faktörlerinde gölgelediği bulunmuştur. Su sıcaklığının artması metabolik faaliyet ve üreme hızını arttırır. Endüstri soğutma sularının akarsulara karışması durumunda akarsuların ısınması sonucu balıkların hızlı ürediği de tespit edilmiştir.

d) Radyoaktivite: Normal olarak yurtiçi sulardaki radyoaktiflik düşük düzeyde olmasına rağmen gıda zinciri yolu ile birikim konusudur. 137Cs, 88Sr, 32p bu açıdan özellikle önemlidir bu Alg Türlerinin suda radyoaktif elementleri çekip depoladığı görülmüştür. Bu algler zamanla tehlike oluştururlar.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başvuru Kaynakları

Pin It on Pinterest