İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Grip (İnfluenza) Aşısı

Grip aşısı
Grip aşısı

Grip etkeni influenza virüsleri, orthomyxoviridae ailesinde yer alan kılıflı ve negatif iplikli, segmentli RNA virüsleridir. 1931 yılında hayvanlardan, 1933 yılında ise insanlardan izole edilmiştir. Yapılarında bulunan nükleoprotein ve matriks proteinlerinin antijenik özelliklerine bağlı olarak A, B ve C olmak üzere üç ana tipe ayrılırlar. İnfluenza A mevsimsel salgın ve pandemilere, İnfluenza B mevsimsel salgınlara, İnfluenza C ise sporadik olgulara ve kısıtlı bölgesel salgınlara neden olur ve klinik açıdan hafif seyreder. İnfluenza A virüsleri hücreye bağlanmayı sağlayan Hemaglutinin (HA) ve hücre yüzeyinden ayrılmayı sağlayan Nöraminidaz (NA) yüzey glikoproteinleri ne göre alt tiplere ayrılır. 16 HA ve 9 NA tipi belirlenmiştir. İnsanlardan izole edilenlerde ise üç tip HA (H1, H2, H3) ve iki tip NA (N1 ve N2) saptanmıştır.

İnfluenza B’nin ise alt tipleri yoktur. İzole edildikleri yere göre adlandırılan İnfluenza B Victoria ve Yamagata suşları dolaşımdadır. İnfluenza virüslerine karşı nötralizan antikorlar gelişse de sürekli mutasyon yapmaları nedeni ile kalıcı bir bağışıklık oluşmaz.

Grip her sene yaptığı mevsimsel salgınlar ve bu salgınların sonucunda sağlık kurumlarında artan iş yükü, hastane yatışlarındaki artışlar, iş ve okul kaybı, ekonomik yükü ve riskli gruplarda belli bir oranda ölümle sonuçlanması, belki de hepsinden önemlisi yeni mutasyonlarla pandemi ve toplu ölümlere neden olabilmesi nedeniyle sürekli olarak güncelliğini korumaktadır. Grip genellikle bir iki hafta içinde tedavisiz iyileşmekle beraber, çok küçük yaştakiler, yaşlılar ve altta yatan kronik hastalığı olanlarda hastane yatışlarında artışa ve ölüme neden olmaktadır.

Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Grip aşısı, mevsimsel salgın sırasında hastane yatışlarını ve ölüm oranlarını azaltmaktadır. Sağlık çalışanlarının da grip aşısı ile aşılanmalarının, iş kayıplarını ve nozokomiyal bulaşı azalttığı, hastanede yatan hastalar arasında mortalite oranlarını düşürdüğü ve sonuçta maliyet etkin olduğu gösterilmiştir.

İçeriği
Dünyada inaktive, canlı, yüksek doz içerikli ve yumurta proteini içermeyen rekombinan aşılar olmak üzere farklı özellikte grip aşıları FDA tarafından onaylanmıştır ve kullanımdadır. İnfluenza aşıları bir önceki grip sezonunda dolaşan suşlardan tahmin edilir ve Dünya Sağlık Örgütü’nün aşı komitesi tarafından bir sonraki mevsimsel aşının içeriği Kuzey yarım küre için Şubat, Güney yarım küre için Eylül ayında açıklanır. Ülkemizde 2014 yılına kadar standart olarak iki tip A (H3N2 ve H1N1) ve bir tip B (Victoria veya Yamagata suşundan birisi) hemaglutinini içeren inaktive trivalan aşı yaygın olarak kullanılmıştır. 2014 yılından itibaren iki tip A ve iki tip B (Victoria ve Yamagata suşları) içeren kuadrivalan aşının da kullanıma girmesi ile B tipine karşı aşı uyumsuzluğu ortadan kalkmıştır.

İnaktive aşı, saf yumurtada üretilen virüslerden yapılır ve yüzey antijeni olan hemaglutinin ve az miktarda da olsa yumurta proteinleri içerir. Soğuğa adapte edilmiş canlı aşı da trivalan aşıdır ve önerilen mevsimsel A (H3N2 ve H1N1) aşı suşları ile reassorte (iki ya da daha fazla benzer virüsten elde edilen genetik materyal) edilen sub-tip A donör suşunda üretilir. Bu İnfluenza A suşları benzer şekilde reassorte edilen B virüsü ile birleştirilir. Aşı virüsleri sıcağa duyarlı olduğundan daha soğuk olan nazofarenkste çoğalabilir ama alt solunum yollarında ve vücut sıcaklığında çoğalamaz.

Yeni teknolojiler olarak hayvan hücrelerinde çoğaltılan virüslerle yapılan hücre-bazlı aşılar ve virüsün kendisini veya yumurta hücrelerini kullanmadan önerilen aşı virüsünün vahşi tipinin HA proteninin izole edilip diğer virüslerin proteinleri ile birleştirilerek çoğaltılmasına dayanan rekombinan aşılar da mevcuttur.

Kullanımda olan ve FDA tarafından onaylamış grip aşıları
Kullanımda olan ve FDA tarafından onaylamış grip aşıları

Endikasyonları ve uygulama şekli
Grip aşısı prensipte kontrendikasyonu olmayan ve isteyen herkese uygulanır. Grip açısından tanımlanmış risk gruplarına giren kişilere, bu kişilere bakım verenlere (örneğin 0-59 yaş arası bebeklere bakım veren kişiler) ve nihayetinde grip olmak istemeyen herkese önerilmektedir.

Grip aşısı önerilen gruplar şunlardır:
– 5 yaşından küçük (özellikle 2 yaş altı) çocuklar (6. aydan itibaren)
– 65 yaşından büyük erişkinler
– Gebeler
– Bakım evinde yaşayanlar
– Kronik sağlık sorunu olanlar
Kronik pulmoner hastalık (astım, kronik obstruktif akciğer hastalığı, kistik fibrozis),
Kardiyovasküler (tek başına hipertansiyon hariç) hastalık
Böbrek hastalığı
Karaciğer hastalığı
Kan hastalıkları (orak hücreli anemi dahil)
Endokrin hastalık (diabetes mellitus gibi)
Metabolik hastalık (genetik metabolik hastalıklar gibi)
– Nörolojik veya nöro-gelişimsel bozukluğu olanlar (beyin, spinal kord, periferik sinir ve kas hastalıkları, serebral palsi, epilepsi, inme, mental retardasyon, büyüme-gelişme geriliği, musküler distrofi, spinal kord hasarı dahil)
– Hastalık veya ilaca bağlı olarak bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kanser, uzun süreli steroid kullanımı, HIV gibi)
– 19 yaşından küçük olup uzun süredir aspirin tedavisi alanlar
– Morbid obezler (Vücut kitle indeksi >40)
– Sağlık çalışanları
– Grip açısından riskli grupta tanımlanan kişilere bakım verenler ve aynı evde yaşayanlar (çocuklar dahil)

DSÖ 2012 yılında öncelikli grupları yeniden tanımlamış ve hem aşılanan kişi hem de fetüs ve yeni doğandaki koruyucu etkisinden dolayı gebeleri öncelikli hedef grup olarak belirlemiştir. DSÖ’nün grip aşısı için öncelikli olarak belirlediği hedef gruplar şunlardır:

– En öncelikli grup
Gebeler (Gebeliğin her döneminde yapılabilir, kontrendikasyon yoktur)

– Öncelikli gruplar (önem sırası yoktur)
– Sağlık çalışanları
– 6-59 aylık çocuklar
– Yaşlılar (65 yaş üstü)

– Yüksek risk grubunda olan bireyler
Grip aşıları ile ilgili her ülkenin farklı uygulamaları mevcuttur. Bazı ülkelerde basitçe herkes hedef grup olarak tanımlanır; bazı ülkelerde ise sağlık çalışanları için aşı zorunludur. Ülkemizde 2004 yılında hedef riskli gruplar tanımlanarak SGK geri ödeme kapsamına alınmıştır. 2010 yılından itibaren tüm sağlık çalışanlarına aşı ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Aşının koruyucu etkisi, uygulamadan 1–2 hafta sonra başlar. Bu yüzden, aşının en uygun zamanı, gribin en sık görüldüğü ayların hemen öncesi, yani güz ayları olup Ekim ve Kasım ayları tercih edilir. Ancak özellikle salgın başlamadıysa Aralık ayı da dahil olmak üzere her zaman aşı yapılabilir. Aşılama zamanı aşının etkinliği açısından önemlidir. Çalışmalar sınırlı olmakla birlikte sağlıklı erişkinlerde koruyuculuk 6-8 ay veya daha uzun sürer. Yaşlılarda ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde bu süre daha kısa olabilir ve 100 güne kadar düşebilir. Son yıllarda ülkemiz sürveyans verileri mevsimsel grip salgınının gittikçe daha ileri tarihlere kaydığını göstermektedir. Genellikle Aralık sonu, Ocak ayı gibi grip salgını başlamakta ve Ocak sonu-Şubat ortası arasında tepe yapmaktadır. Nisan ayı ortalarına kadar da grip olguları görülmeye devam etmektedir. Coğrafi bölgeye göre de aşılanma zamanı değişebilir. Çok erken yapılan aşılar özellikle yaşlı kişilerde, mevsimsel salgın başladığında etkisini yitirmiş olabilir. Bu nedenle çok erken aşılamadan kaçınılmalıdır, diğer yandan aşılama fırsatlarının da kaçırılmaması gerekir. Salgın başlamış olması aşılamaya engel değildir, özellikle risk grubunda olan kişilerde aşılama yapılması önerilir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir