Gorgoda Nedir? Kimdir?

İç Hava Kalitesi

HASTA BİNA SENDROMU Hasta Bina Sendromu (HBS) görünür hiçbir hastalık nedeni olmayan bir binada, sakinlerin sadece binada geçirdikleri zamana bağlantılı olarak sağlık ve konfor şikayetleri olmasına verilen isimdir. Araştırmalar, düşük hava […]

HASTA BİNA SENDROMU
Hasta Bina Sendromu (HBS) görünür hiçbir hastalık nedeni olmayan bir binada, sakinlerin sadece binada geçirdikleri zamana bağlantılı olarak sağlık ve konfor şikayetleri olmasına verilen isimdir. Araştırmalar, düşük hava kalitesi ile bazı kullanıcıların karşılaştıkları akut veya kronik sağlık sorunları arasında bağlantı olduğunu göstermektedir. Karşılaşılan sorunların yarıdan fazlası, yetersiz ya da uygun olmayan havalandırmadan ve ısıtma, soğutma, iklimlendirme sistemlerinin eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu koşullar, kullanıcıların nedeni kesin tanımlanamayan sağlık sorunları ile karşılaşmalarına neden olmaktadır. Bu kavram Hasta Bina Sendromu (Sick Building Syndrome) olarak tanımlanmaktadır.

Hasta bina
Hasta bina

HASTA BİNA SENDROMU GÖSTERGELERİ
1. Bina sakinleri birdenbire rahatsızlıklardan şikayet etmeye başlarlar.
2. Bu şikayetler baş ağrısı göz, burun veya boğaz hastalıkları, öksürük, kuru veya kaşıntılı bir cilt, baş dönmesi, mide bulantısı ve kokuya karşı aşırı duyarlılık olabilir. Bu hastalık belirtilerinin kaynağı tanımlanmamıştır.
3. Şikayetçilerin çoğu binayı terk edişlerinden hemen sonra rahatladıklarını belirtmişlerdir.
4. Binada hastalığın oluşmasına ait kesin bir neden saptanamamaktadır.

İÇ HAVA KALİTESİNİ BOZAN HASTA BİNA SENDROMUNUN NEDENLERİ
İç hava kalitesini bozan ve kirlilik oluşturan zararlı maddeleri ancak çeşitli gruplar altında toplayarak tanımlamak mümkündür. İç hava kalitesinin bozan kirletici grupları şöyle sıralanabilir.

1. Solunan havadaki karbondioksit oranı (İnsanların ve canlıların solunumları ve yanma kaynaklıdır.)
2. Koku (İnsan kaynaklıdır.)
3. Mikroorganizmalar (çevre ve insan kaynaklıdır.)
4. Nem (Çevre ve pişirme gibi insan kaynaklıdır.)
5. Radon Gazı (Toprak kaynaklıdır.)
6. Organik buharlar (Kullanılan eşya ve bina elemanları kaynaklıdır.)
7. Toz (Çevre ve kullanılan eşya kaynaklıdır.)
8. Alerjin maddeler ve canlılar (Çevre kaynaklıdır.)
9. Sigara dumanı (İnsan kaynaklıdır.)
10. Diğer kaynaklar (Yukarıda sayılanların dışında hava kalitesine etki eden daha pek çok faktör vardır. Bunlar içinde elektronik kirlenmeden, radyasyona kadar pek çok faktör sayılabilir.)  

İÇ KAYNAKLI KİMYASAL KİRLETİCİLER
Bir bina içerisindeki kirli havanın kaynağı çoğu zaman o binanın içerisindedir. Örneğin bina içerisinde kullanılan yapıştırıcılar, kaplama ve döşemeler, bazı ahşap ürünler, kopyalama makineleri, böcek zehirleri, temizlik malzemelerinden yayılan formaldehit de içeren uçucu organik bileşenlerin, diğer toksit bileşenlerin ve de solunabilir parçacıkların oluşumunda büyük bir katkısı olan etmendir. Araştırmalar kansorejen olarak da bilinen bazı uçucu organik bileşenlerin yüksek konsantrasyonda solunmasının kronik ve akut  sağlık sorunlarına neden olduğunu göstermektedir. Düşük dereceden orta derecelere kadar birçok uçucu organik madde de akut reaksiyonlarına neden olabilir. 

DIŞ KAYNAKLI KİRLETİCİLER
Bir binanın taze hava olarak aldığı hava, çevredeki diğer binalardan atılan hava olabilir. Binalarda emiş menfezlerinin, pencere ve açıklıkların yanlış yerleştirilmesi, motorlu araçların ve binaların (banyo ve mutfaklardan kaynaklanan) egzoz gazlarının, tesisatlardan kaçan gazların binaya kolayca girmesine neden olur. Bunun yanında çeşitli yanma ürünleri de binaya yakındaki garajlardan girebilir.

BİYOLOJİK KİRLETİCİLER
Bakteri, küf, polen ve virüsler en genel biyolojik kirleticilerdendir. Bu kirleticiler kanallar, nemlendiriciler ve drenaj tavasında biriken durgun sularda veya çatı, döşeme veya izolasyonda toplanan sularda çoğalıp büyüyebilirler. Kimi zamanda böcek ve kuş pislikleri biyolojik kirlenmeye neden olabilir. Öksürük göğüs sıkışması, yüksek ateş, titreme, kas ağrısı, ve mide tahrişatı ve üst solunum yolu tıkanıklığı, alerjik tepkiler biyolojik kirleticilerin yol açtığı rahatsızlıklardandır. Legionella bakterisi de bilindiği üzere Lejyoner hastalığına ve ateşe neden olmaktadır.          

Radon Gazı : Radon renksiz, gözle görülmez, tatsız, kokusuz ve radyoaktif bir gazdır. 1899 yılında Ernest Rutherford ve 1900 yılında Friedrich Ernest Dorn tarafından keşfedilen radon gazı alfa parçacığı yaymakta olup müsaade edilen miktarların üzerinde solunduğunda akciğer kanseri riskini arttırmaktadır. Radon yine radyoaktif bir madde olan uranyumun bozunması sonucu oluşur ve radon kendisi alfa parçacığı yayarak plutonyuma dönüşür. Radonun toplum ile ilgisi günlük yaşamda karşılaşılan ve özellikle ev yapım malzemesi olarak kullanılan taş, toprak, çimentoda doğal olarak bulunması ve sürekli olarak ortama serbest olarak yayılması ve nefes yoluyla akciğerlerimize ulaşmasıdır. Sonuçta radon akciğer kanseri riski oluşturmakta veya mevcut riski arttırmaktadır. USA Çevre Koruma Ajansı (EPA-Environmental Protection Agency) yılda 20.000 akciğer kanseri vakasının radon gazına bağlı olduğunu söylemektedir. Özellikle soğuk havalarda evlerin ısıtılması sonucu evdeki basınç az ve dışarıdaki basınç fazla olur ve bu nedenle içerdeki radon oranı yükselir. Aynı durum rüzgarlı havalar için de geçerli olduğu için radon oranı içerde artar. Radon miktarı ölçüm cihazları ile saptanabilir. Her ülke veya uluslararası örgütler örneğin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu evlerde müsaade edilebilir seviyede olması gereken miktarı belirlemiştir.

Radonu Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Maruziyet süresi ve maruz kalınan radon seviyesi arttıkça risk artar. Sigara içenlerde radona bağlı akciğer kanseri riski sigara içmeyenlere göre daha fazladır. Çocuklar ve yaşlılar yetişkinlere oranla radona karşı daha hassastır. Jeolojik olarak uranyum bulunan arazilerde yapılan evlerde radona maruz kalmak, uranyum miktarı az olan bölgelere göre daha fazladır. Evlerin birinci ve zemin katlarında radon miktarı fazladır.

Radonun Etkisi Nasıl Önlenir?
Ev inşa edilecek alanların radon haritası çıkarılmalı ve inşaat alanları radon seviyelerine göre belirlenmelidir. Radonun sızmayacağı kalitede inşaat yapılması ve inşaat malzemesi kullanılması. Radona dirençli evler aynı zamanda neme ve ısı kaçaklarına karşı da dirençlidir. Bu nedenle koruyucu tedbirler ucuz ve kolaydır. Evlerin havalandırılması radonun evde birikmesini önleyeceği için gereklidir.

İÇ HAVA KALİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN YÖNTEMLER
İç hava kalitesinin geliştirilmesi için yöntemler belirlidir.Öncelikle kirlilik kaynaklarının kontrolü ve azaltılması gerekir. Örneğin sigara içiminin yasaklanması, zararlı gazlar çıkaran halı v.s. malzemelerin iç hacimlerde kullanılmaması bu önlemler arasında sayılabilir. Zararlı maddelerin kaynağında yakalanması, ortama karışmadan dışarı atılması prensibi, endüstriyel havalandırma ve mutfak havalandırması gibi alanlarda yaygın olarak kullanılan prensiplerdir. Bu gibi alanlarda kirletici kaynakları belirlidir. İç ortamdaki havanın filtre edilmesi ve temizlenmesi. Bu yöntem kirletici maddelerin çok  fazla cinste ve sayıda olması nedeniyle başarıyla kullanılamamaktadır. Ancak  gelişen bir sektördür. Özellikle dış havanında temiz olarak nitelenmesinin mümkün olmadığı pek çok bölgede tek etkin yöntem temizleme olmaktadır. İç hava kalitesinin sağlanmasında günümüzde hala en yaygın olarak kullanılan ve en etkin yöntem havalandırmadır. Yeterli miktarda taze havanın iç mekanlara verilmesiyle içerideki hava kalitesi tatmin edici bir düzeye getirilebilir.

KİRLETRİCİ MADDE KAYNAĞININ ORTADAN KALDIRILMASI VEYA DEĞİŞİMİ
Bu yöntem kirlilik kaynağının  bilindiği ve kontrolünün mümkün olduğu durumlarda iç hava kalitesiyle ilgili sorunların çözümlenmesinde oldukça etkilidir. Filtrelerin periyodik olarak temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekir. Binanın çelik tavan kaplamasının değiştirilmesi, sigara odalarının izolasyonu, kirletici madde kaynağının dışarıdan hava alacak şekilde yerleştirilmesi, boyaların, yapıştırıcı, solvent ve böcek zehirlerinin iyi havalandırılan alanlarda depolanması ve bu zararlı maddelerin bina sakinlerinin binada olmadığı zamanlarda kullanılması konu ile ilgili sayılabilecek diğer önlemlerdir. Binaların bakımı yapıldıktan sonra belli bir süre zehirli maddelerin etkisinin geçmesi için binaya girilmemelidir.

HAVALANDIRMA ORANINI ARTIRMAK
Bir Binada kirlilik oranını düşürmek için havalandırma oranlarını ve hava dağıtımını artırmak, genellikle maliyeti çok yüksek bir işlemdir. Ancak iç hava kalitesinin sağlanması açısından havalandırma kilit parametredir. Binaların havalandırma sistemleri tasarımı, yerel bina standartlarını karşılayabilecek şekilde yapılmalıdır. Gerektiğinde inisiyatif kullanılarak standartların üzerinde havalandırma yapılması öngörülebilir. Binada yüksek kirletici madde kaynağı çok kuvvetli olduğu hallerde yerel egzoz sistemi kirli havanın atılması için çok önemlidir. Kirli havanın belli bölgelerde yoğun olarak toplanmış olduğu dinlenme, fotokopi ve baskı odası gibi odalarda yerel egzoz sistemi kısmen de olsa kullanılabilir.  

HAVA TEMİZLEME
Hava temizleme kaynak kontrolünde ek bir metot olarak kullanılabilse de uygulama alanı oldukça limitlidir. Fırın filtreleri gibi parça kontrolünde kullanılan cihazlar ucuz fakat küçük parçacıkların tutulmasında yetersizdir.  Çok küçük parçacıkların tutulmasında kullanılabilecek yüksek kapasiteli hava filtreleri ise montaj ve işletim açısından oldukça pahalıdır. Gaz fazdaki kirliliklerin tutulmasında ise mekanik filtreler yetersizdir. Bu tür gaz fazdaki kirlilikler adsorbent tutucular kullanılarak atılabilir. Ancak bu cihazlar pahalıdır ve çok sık filtre değiştirilmesi gerekir.

Yazı etiketi: , ,

Kategori: Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Gorgoda © 2021