Kalsiyum

Kalsiyum +2 yüküne karşılık 138 pm çapı, 130700 pm2 alanı ile iyon kanallarını büzücü etkisi olan, 6 – 8 koordinasyon sayısı ile örneğin orta lamellerde pektatlar, vaküollerde oksalat kristalleri gibi sağlam bağlı tuzlar oluşturan elementtir. Bu özelliği ile organik asitlerin ph üzerindeki etkilerini dengelediği gibi toksik etkilerini de önler.

Meristematik dokularda sürekli bölünen hücreler arasında oluşan orta lameller nedeniyle boldur. Ayrıca nitrat indirgenmesi ve, karbohidrat ve protein iletimi üzerindeki olumlu etkileri, amino asit ve ATP metabolizmasında önemli rolü olan adenil kinaz, arjinin kinaz gibi enzimler için gerekli oluşu gibi etkileri ile temel elementlerdendir.
Hayvanlarda olduğu gibi büyük oranda immobilize edilen ve ancak yaşlanma, olgunlaşma, senesans – ihtiyarlama ile katabolik metabolizma hızlandığında serbest hale geçebilen Ca++ eksikliği halinde ilk etkileri yaşlıorganlarda görülür.

Kalsiyum:
Kimyasal simgesi Ca olan ve periyodik cetvelin IIA grubunda yer alan kimyasal element. Kalsiyum, yer kabuğunun yaklaşık %3,6’sını oluşturur ve en çok bulunan beşinci elementtir. Yaprak, kemik ve dişlerin en önemli bileşenidir.

Gümüşümsü renkli ve oldukça yumuşak bir metaldir. Suyla tepkime verir. Doğada serbest hâlde bulunmaz. Çoğunlukla kireç taşı, mermer, tebeşir ve dolomit biçiminde bulunursa da, alçı taşı ve flüorit önemli mineralleridir. Kireç (yanmış kireç, CaO) çok eski zamanlardan beri bilinmesine karşın, kalsiyum elementinin tek başına elde edilmesi 1808 yılında Sir Humphry Davy tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kalsiyum, kemik ve dişlerin oluşumunda ve korunmasında en gerekli elementtir. Yetişkin bir insandaki kemik kalsiyumu büyük oranda karbonat ve fosfat tuzlarıdır. Vücutta yeterince D vitaminin depolanması için kalsiyum gereklidir. Kalsiyumun kalp atışlarının düzenlenmesinde ve kanın pıhtılaşmasında önemli bir rolü vardır. Kalsiyumun ticari değeri bileşiklerine göre daha azdır.