Gorgoda Nedir? Kimdir?

Karaların Oluşumu ve Yerkabuğu

Karaların oluşumu1961 yılında plakaların tektonik teorisi ortaya atılmıştı. Bu teoriye göre Dünya’nın yüzeyi bir düzine sert plakaya bölünmüştü (bunların altısı çok büyüktü); yer yüzeyinin derinliklerinden buz dağları gibi ortaya çıkmışlardı. […]

Karaların oluşumu
1961 yılında plakaların tektonik teorisi ortaya atılmıştı. Bu teoriye göre Dünya’nın yüzeyi bir düzine sert plakaya bölünmüştü (bunların altısı çok büyüktü); yer yüzeyinin derinliklerinden buz dağları gibi ortaya çıkmışlardı. 1924 yılında Wegener tarafından ortaya atılan bu teori değişik biçimlerde doğrulanmıştı. Önce, bugün okyanuslarla birbirlerinden ayrılan parçaların bileşimini, oluşumunu ve benzerliklerini tanımladılar (Örn: Afrika’da ve Güney Amerika’da). Kayaların oluştuğu dönemde birbirine benzer mıknatıslı minerallerin Kuzey Kutbu’na doğru yöneldiklerini buldular. Fosil araştırma inceleme uzmanları da belli dönemlerde belirli yerlerdeki bitki örtüsü ile o bölgelerde yaşayan hayvanlar arasındaki benzerlikleri gösterdiler. Gerçekten de, bütün okyanuslara dibinde uzanan, okyanus sırtı denilen uzun sıradağlar zinciri kıtaların birbirlerinden ayrılmasını sağlamıştır. Böylece, Atlantik’in ortasında, bir yerden ayrılan parça Avrupa’yı doğuya doğru iterken, bir başka parça da aynı şekilde Kuzey Amerika’yı batıya doğru itiyordu. Bu hareket 200. milyon yıl önce başlamıştı: Aradan geçen zaman içinde, okyanus sırtının iki yanında karalar birbirinden 3.000 kilometre uzaklaştı.

Lavların Sürekli Yükselişi
Okyanus jeolojisi kıta-anakara jeolojisinden daha basittir. Okyanus yüzeyinin kabuğu sürekli olarak, Litosferdeki çatlaklardan yarı eriyik durumdaki bazaltik magmanın akmasıyla oluşur. Okyanuslardaki sıradağların sırtlarının oluşturduğu çizgi Dünya’nın çevresinde 60.000 km’lik bir hat çizer. Okyanus çukurlarındaki sıradağların yüksekliği 2.000 m’yi aşabilir, genişlikleri de 2.000 -3.000 km olabilir. Dağların tepelerinde, rift adı verilen 20-50 km genişliğinde sayısız faylarla bölünmüş bir vadi bulunur. Magma eksen boyunca genişliği 2 km’yi aşmayan bir dizi yarıktan taşar. Suyun basıncının etkisiyle, gazlar ergimekte olan kayaların içinde erimiş olarak dururlar ve lavlar fışkırmadan sakin bir biçimde yayılırlar. Soğurken bu lavlar yastık ve eldiven parmakları şeklini alırlar. Daha geniş yarıklar, çatlaklar meydana geldiğinde lav gölleri bazen katılaşırken harikulade tepeler, tonozlar oluştururlar.

Taşılbilim Coğrafyası
Yeryüzünün coğrafyası çok değişti. Bir dönem Pangee’ydi, 180 milyon yıl önce büyük bir kitle halinde olan anakara parçalanmaya başladı. Afrika ile Antarktika arasında bir sırt belirmişti. Sonra 120 milyon yıl önce Güney Atlantik açılmaya başladı. Güneyde Gondwana’nın parçalanmasıyla Afrika, Güney Amerika, Madagaskar, Hindistan, Avustralya ye Antarktika oluştu. İlkçağ sürüngenleri Mesosorus fosillerinin Brezilya’da, Angola’da, Namibya’da bulunuşu Gondwana’nın varlığını doğruluyor.

Taşılbilim Coğrafyası
Taşılbilim Coğrafyası

Kıtaların Birbirinden Ayrılması Devam Ediyor
Uydular aracılığıyla yapılan gözlemler sayesinde kıtaların birbirlerinden uzaklaşma hızları ölçülebiliyor. Yılda ortalama birkaç santimetre. Yeni okyanuslar doğmak üzere; Afrika ile Arap Yarımadası’nın arasındaki Kızıldeniz bunun bir örneğidir.

Okyanusların Kaderi
Okyanusların dibindeki kabuk, yuvarlanmış bir halı gibi tekrar örtü tabakasının içine dalıyor, ya kırılıyor ya da kıtanın kıyısındaki bir dağa katılıyor. Bir okyanusun kaderi doğmak, büyümek ve yok olmaktır. Önce birbirinden uzaklaşan iki parçanın arasını fethedip sonra cendereye girmiş gibi birbirine yaklaşan iki parçanın arasında sıkışmak. Biraz daha uzakta bir yeni okyanus ortaya çıkıyor.

Yerkabuğundaki değişimler
Derinden gelen sarsıntılar yüzeyde bir dizi tepki yaratır. Bunun sonucunda meydana gelen birtakım oluşumlarla gezegenimizin yüzü levhalar mozaiği görüntüsü alır. İki parçanın birbirinden uzaklaşmasıyla meydana gelen boşluğu magma doldurur. Birbirleriyle karşılaşmaları ya da bir diğerinin derinlere dalması sonucu yüzeydeki malzeme fazlalığı giderilmiş olur. Fakat parçalardan biri diğerinin üzerine yatay olarak kayar ve yerleşirse, bu üst üste binme sonucu yüzeyde aşırı fazlalık oluşur. Bütün bu bölgeler, az ya da çok yoğunlukta hareket bölgeleridir, bu hareketlerin en heyecanlı, göz alıcı olanları volkanların patlaması ve depremlerdir. Yanardağ grupları, derin deprem çukurları ve deniz altındaki büyük çukurlar, Pasifik boyunca sıralanan “ateş kuşağı’’nda olduğu gibi, tekrar dibe çökmüş levhalar diğer parçaların sınırlarının belirmesine yardımcı oluyorlar.

Depremler
Felaketlere neden olan depremlerin en önemli nedenlerinden biri büyük plakaların kenarlarında meydana gelen hareketliliktir. Depremler, sıkışmış, baskı gören bölgelerdeki plakaların kayması sonucu, o bölgede sıkıştırılmış esnek enerjinin aniden serbest kalmasıyla meydana gelir. Yıl 526 Akdeniz’de yaklaşık 200.000 kişinin deprem kurbanı olduğu tahmin ediliyor. Günümüze daha yakın bir tarihte, 1976 yılında Çin’de, Tangshan’daki depremde 700.000 kişi öldü. Bütün depremler bu kadar öldürücü değildir. Deprem sonucu insan kaybı konusunda, konutların, yapıların inşa koşulları önemli bir rol oynar. Köylerde yapılan evler duvarları kalın olsa da içinde oturanların üzerine çökerken, depreme dayanıklı inşa edilen büyük binalar zarar görmezler.

Yazı etiketi: , ,

Kategori: Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Gorgoda © 2021