"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kuşların Göç Hareketi

Kuşların hareket ve davranışları yüzyıllar boyunca insanların ilgisini çekmiş, özellikle mevsimlik hareketleri merak konusu olmuştur. Göç sorunu, insanlar için günümüzde bile ilgi çekiciliğini korumaktadır. Bilim adamlarının büyük bölümü, kuşları göç etmeye iten dürtülerin çift yönlü olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. Bunlardan birisi, çeşitli dış etkenlere, diğeri ise hormonsal niteliklerine bağlıdır.Tehlikeli bir yolculuğa kalkışma alışkanlığı, kuzey bölgelerin, kışa oranla yazın daha fazla bireyi besleyecek olmasının sonucudur. Sıcaklıklarına ve gün ışığının daha uzun olmasına bağlı olarak ve daha rahat yiyecek bulma amacıyla yaz aylarında kuzeye, kış aylarında ise güney bölgelerine göç ederler. Özellikle böceklerle beslenen kuşların sıcak bölgelerde daha fazla yiyecek bulabilecekleri bir gerçektir.

Araştırmacı William Rowan’ın 1920’de yaptığı klasik bir deney, bazı kuşların mevsimlerin değişme döneminde, gün ışığında ortaya çıkan farklılaşmaların etkisinde kaldığını kesin biçimde ortaya koymuştur. W.Rowan, sert Kanada kışı sırasında, söz konusu bölgelerde doğal olarak ilkbaharda görülen ışık artışına benzeyecek gün ışığını yapay yolla artıran kayağantajı (ar-duvaz) rengi hasırotlarını açık bir kafese serdi. Öte yandan deneyin doğruluğundan emin olmak için , yakındaki başka bir kafese , ışık artmasının etkisinde kalmayan aynı türden kuşlar yerleştirdi. Birinci kafestekilerin eşeylik organları, İlkbahar mevsiminde olduğu gibi hızla büyüdü. Buna karşılık ikinci kafesteki kuşların eşeylik organları küçük kaldı. İkinci kafestekiler serbest bırakıldıklarında laboratuvar çevresinde kalırken, birinci kafesteki kuşlar hazırlıksız bir göç girişimine kalkıştılar.

W. Rowan eşeylik organlarındaki bu değişikliği, kuşlarda ortaya çıkan hormon değişikliklerinin etkisi olarak yorumlamış ve kuşlarda eşeylik organı salgı bezinin , gerçek göçten oldukça önce büyüdüğünü ileri sürmüştür. Ayrıca, beden yapılarının değiştiğini ve gerçek bir enerji deposu olan beden yağlarının bu dönemde artığını ortaya koymuştur.

Bu evrede, onları yola çıkmaya iten bir çeşit işaret bekler gibi oldukları, göç etkinliği sırasında, gidiş gelişlerin çeşitli türlerde farklı olduğu, yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır.

Skolastik okulunun bazı düşünürleri “A” harfinin biçiminin uçmakta olan kuş sürüsünün görünüşü olduğunu öne sürmüşlerdir.

Aristoteles M.Ö. 300’de uzun süre kuşların hareketlerini incelediğini, ancak doyurucu bir sonuca varamadığını itiraf etmiştir. Yalnızca büyük kuşların uzun süre uçabileceğini söyleyen Aristoteles’in bu yanılgısına yüzyıllar boyunca inanılmış ve kırlangıçlar ile başka küçük kuşların yer değiştirmesine ilişkin kanıtlar elde edilmeye başlanınca Aristoteles’in bu tezi çürütülmüştür.

Yakın dönemlerde halka takma yöntemiyle yapılan araştırmalar sayesinde, çeşitli kuş türlerinin göç yollarına ilişkin veriler elde edilmiş ve göç mekanizması kanıtlanmıştır.

Halkalarla işaretlenmiş kuşlar üstünde yapılan ilk incelemeler, göçle ilgili eski sert tartışmalara son vermiştir. Çok geniş uygulanan halka takma tekniği ilk 1890’da Avrupa’da ortaya çıkmıştır. 1920 yıllarında ABD’nde de uygulanmaya başlanan bu yöntemle erişkin kuşlara halka takılarak nerede bulunduğu belirlenmiş ve bu sayede kuş bilimciler, göçlerin bir haritasını yapma, bazı türler için göçün hangi dönemde başladığını belirleme, imkanı bulmuşlardır. Halka takma tekniği, kuşlarda bazı içe doğuş yetenekleri bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Örneğin; bazı su kuşlarını, belli bir uçuş çizgisi izlemezler ve sık sık yol değiştirdikleri olur.

Gelişen teknoloji ile birlikte, kuşların göç yollarını radar ekranları ile izleyebilen ve süratlerini ölçen aygıtlardan yararlanan günümüzün bilim adamları, birçok kuş türünün göç koşullarının ayrıntılı bir çerçevesini ortaya koymuşlardır.

Özellikle radar gözlemleri aracılığıyla bazı küçük kuşların 3600 m’den yüksekte uçtukları ortaya çıkarılmıştır. Buna karşılık ortalama uçuş yüksekliklerinin 900-1200 m olduğu, ortalama hızlarının saatte 60 Km.’yi bulduğu, günde 6-8 saat arasında uçtukları, günde 800 Km. civarında yol kat ettikleri, daha sonra dinlenmek ve karınlarını doyurmak için durdukları belirtilmektedir.

Amerika’da yaşayan altın sarısı kızkuşu, hiç durmadan ve dinlenmeden 3200 ile 5000 Km. uçabildikleri, yağmur kuşlarının su üstünde yüzebileceklerini unutmamak gerekir.

Özetlersek, ister yalın, ister karmaşık olsun , göç olayı için henüz tam bir açıklama bulunamamıştır.

Bir kuşun göç ustalığı, temelde içgüdüseldir. Bir yavru kuş özel bir eğitime gerek duymadan, yazı geçirdiği bölgeden kışlık bölgelere yapılacak ilk yolculuğu başarı ile gerçekleştirebilir. Bazı türlerde, daha önce hiç göç etmemiş genç kuşlar, bu işi bilen erişkinlerin yardımı olmadan tek başlarına ilkbahar, sonra da sonbahar yolculuğuna kalkışırlar. Her durumda en ilgi çekici yönü, havada yol almanın teknik zorluklarıdır. Kuşlar nerede olduklarını ve nereye gittiklerini nasıl bilmektedirler?

1950 yıllarında Almanya’da yapılan bir dizi deney kuşların, gidiş dönüş yolunu güneş, ay ve yıldızlardan yararlanarak çıkardıklarını ortaya koymuştur. Buna, astronomi seyri diyoruz. Bulutlu ve kapalı havalarda kuşlar yolunu kaybeder, hava açıldığı zaman tekrar yollarını bulabilirler. Kuşların bazı türleri gece göç eder, gündüzleri karınlarını doyurur ve dinlenirler. Kapalı havalarda göç eden kuşlar genellikle deniz fenerlerine veya diğer tür ışıklara yönelerek yollarını kaybeder, bir çoğu bu süratle ölürler. Aya karşı uçan kuşları teleskopla gözlemek mümkündür.

Göçmen kuşların yerleşik kuşlara oranla içgüdüleri çok daha fazla gelişmiştir. Çok uzağa bırakılsalar bile yuvalarını bulmakta güçlük çekmezler.

Amerikan Altın sarısı Kuşu: Kuzey kutbundan Güney Amerika’nın güneyine 14.500 Km. uçar.
Yakut Gerdanlı Sine Kuşu: Güney Kanada’da yuva yapar ve kışı geçirmek için 2.500 Km. uçarak Filorida’ya gider.
Kuzey Kutbu Deniz Kırlangıcı: Her yıl Kuzey Kutbundan Güney Kutbuna 17.500 Km. uçar.
Kırlangıçlar: Avrupa’dan Afrika’ya 9500km. uçar
Gezici Albatros: Güney kutbu adalarında yuva yapar ve yılın geri kalan kısmını , güney okyanusu üzerinde uçarak geçirir.
Güvercinler: Haberleşmede kullanılmışlardır. Ayrıldıkları yere geri dönmeleri kendilerine öğretilebilir.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başvuru Kaynakları

Pin It on Pinterest