Likya

Anadolu’nun güneybatısındaki Teke Yarımadası’ndaki antik bölgenin adı. Lykia olarak da yazılır. Doğu, güney ve güneybatıda Akdeniz, kuzeybatıda Karya, kuzeyde Frigya, kuzeydoğuda Psidya ve Pamfilya ile çevrilidir. M.Ö. 3. bin yılın başlarında yerleşildiği bilinen bölgede, M.Ö. 2. bin yılda, Doğu Akdeniz’de korsanlıklarıyla dehşet saçan Lukalar (ya da Lukular) yaşamaktaydı. Bu halkın Likyalıların atası olduğu varsayılır.

Tarihsel gelişimi hakkında az sayıda bulguya sahip olunan bölge, çok sayıda farklı uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu güne kadar gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar, tarihi dönemlerde birçok kez değişen bölge sınırlarını tam olarak netleştirememiştir. Farklı dönemlerde inşa edilen tarihi kalıntıların yarattığı mozaik zengin bir kültür birikimi yaratmıştır. Likya, o dönemlerden bu yana, yakın doğu ülkelerinden Yunanistan’a giden ticaret yolu üzerinde önemli bir uğrak yeri olmuş, sahil şeridindeki tarihi kentlerin limanları da bu nedenle önemli bir işlev kazanmıştır. M.S. 141 ve M.S. 240 yıllarında iki büyük deprem yaşanmış; bundan sonra siteler yeniden inşa edilmiş, ancak yeniden türeyen korsanların da etkisiyle, bazı Likya kentleri giderek sönmeye başlamıştır.

Yedinci yüzyılda başlayan Arap akınları sonucunda, bölge görkem ve önemini yitirmiştir. Bölge, Likyalılardan sonra, Pers, Roma ve Bizanslıların da egemenliği altına girmiştir. Günümüze ulaşan kalıntıların çoğu Romalılara aittir.