Memeliler

MemelilerSıcakkanlı, tüylü ve yavrularını süt salgılayan bezleriyle besleyen hayvanların oluşturduğu sınıfa verilen ad. Günümüz memelileri arasında insanı, maymunları, kedileri, yarasaları, köpekleri, kaplanları, fareleri, filleri, gorilleri, pandaları, atları, balina ve yunusları sayabiliriz.

Memeliler çift (büyük ve küçük dolaşım) ve karmaşık bir dolaşım sistemine sahiplerdir. Sıcakkanlı hayvanlardır. Beden sıcaklıklarını belli bir düzeyin üzerinde tutabilmek için oldukça fazla beslenmeleri gerekir. Ama beslenme biçimleri türler arasında çok çeşitlilik gösterir. Memelilerin büyük bir çoğunluğu otçuldur; etçil memeli türlerinin sayısı azdır.

Memelilerin bedenleri kural olarak kıllarla örtülüdür. Genç bireyler ana sütüyle beslenirler. Hepsinde süt bezi vardır. Birkaç istisna dışında hepsi doğururlar. Genellikle bacak şeklinde oluşmuş dört üyeleri vardır. Bu üyeler kol (insanda), kanat (yarasalarda) ve yüzgeç şeklinde (yunus ve balinalarda) gelişmiş de olabilir. Solunumda diyafram etkili bir biçimde kullanılır. Alt çeneleri bir çift kemikten oluşmuştur. Orta kulaktaki kemikler üç parçadır. Birkaç istisna dışında hemen hepsinde 7 boyun omuru vardır. Bugüne değin memeliler sınıfına ait yaklaşık 4650 tür tanımlanmıştır.

Memeliler (Mamalia)

Yavrularını süt salgılayan göğüs bezleriyle beslediklerinden bu hayvanlara Mammalia adı verilmiştir. Bu hayvanlar Jura’da memeli benzeri sürüngenlerden (Synapsida alt sınıfının Therapsida takımından) ayrı bir dal şeklinde meydana gelmişlerdir. Bu gruptaki hayvanların temel özelliklerinden birisi de tümünün vücudunda az yada çok sayıda kılın bulunmasıdır.

Memeliler üç ana gruba ayrılır. Bunların arasında tekdelikliler yada yumurtlayan memeliler olarak tanınan grup ornitorenk ve ekidnelerden oluşur. Bu ilginç hayvanların yavruları, kışlar gibi yumurtadan çıkar, ama sonra anne sütüyle beslenir.

İkinci grupta keseliler yer alır. Keselilerin yavruları çok az gelişmiş olarak doğar. Yeni doğanların uzunluğu genellikle 6 santimetreyi aşmaz. Başlıca keseliler arasında opossum, tasmanyaşeytanı, bandikut, kuskus ve kangru sayılabilir.

Eteneli memeliler en geniş memeliler grubunu oluşturur. Plasenta adıyla da tanınan etene, annenin içinde gelişen ve yavru ile anne arasında köprü kurarak doğana kadar yavruyu besleyen bir organdır. Eteneli memeliler başlıca 10 grup altına toplanabilir:

Böcekçiller (Insectivora), en çok eski dünyada bulunmakla birlikte bir ölçüde Kuzey Amerika’ya da yayılmıştır. Köstebekler, kirpiler ve sivrifareler en bilinen üyeleridir.

Yarasalar (Chiroptera), uçan memelileri kapsar. Hemen hemen bütün iri yarasalar meyveyle beslenirken, küçüklerinin çoğu böcekleri avlar.

Primatlar (Primates), maymunlar ve insanlardan oluşur. Gelişmiş beyinleri ve el becerileriyle dikkat çekerler.

Dişsizler (Edentata) ya dişten tümüyle yoksundurlar yada ağızlarında basit yapılı birkaç diş taşırlar. Armadillo, karıncayiyen ve tembelhayvan bu grubun üyeleridir.

Kemiriciler (Rodentia), tür ve birey sayısı en çok olan memelilerdir. Tür sayısı 4000’i aşan memelilerin yarısından çoğunu kemiriciler oluşturur. Kobay, fare ve sıçanın yanı sıra oklukirpi, kunduz ve sincap da kemiriciler arasında yer alır.

Etçiller (Carnivora), aslan, kaplan, pars, sırtlan, sansar, ayı, kedi, ve köpeği de içeren yırtıcı hayvanlardır. Denizde yaşamaya büyük bir uyum gösteren foklar ve morslar ise genellikle yüzgeçayaklılar (Pinnipedia) adıyla ayrı bir grupta toplanır.

Balinalar (Cetaca), hemen hemen tümüyle kılsız, balık biçimdeki memelilerdir. Suyun dışında yaşayamazlar. Gerçek balinaların yanı sıra yunuslar ve musurlar da bu grupta yer alır. Mavi balina yaşayan en iri hayvandır.

Filler (Proboscidea), günümüze yalnız iki türüyle ulaşabilmiş kara hayvanlardır.

Tektoynaklılar (Perissodactyla) at, eşek, zebra, tapir ve gergedandan oluşurlar. Toynaklar, bu ve sonraki grubun ayak parmaklarını çevreleyen, kalınlaşarak başkalaşıma uğramış tırnaklarıdır.

Çifttoynaklılar (Artiodactyla) deve, geyik, zürafa, sığır, antilop, keçi ve koyun gibi gevişgetirenlerin yanı sıra domuz, pekari ve suaygırı gibi gevişgetirme özelliği bulunmayan hayvanları da kapsar.

KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

1. Vücutları genel olarak belirli zaman aralıklarında dökülen kıllarla kaplıdır. Derilerinde ter, yağ, koku ve süt bezleri gibi çeşitli salgı bezleri bulunur. Bazı memelilerin vücut ve kuyruk kısımlarında sürüngenlerinkine benzeyen pullar vardır.

2. Balinalar (Cetacea) ve Deniz inekleri (Sirenia) gibi deniz memelileri dışında kalanlarda dört üye vardır. Bu deniz memelilerinde arka üyeler kaybolmuştur. Her bir üyede 5 veya daha az sayıda parmak bulunur. Gerek üyeler ve gerekse parmaklar çeşitli yaşam biçimlerine göre, örneğin, yürümek, koşmak, tırmanmak, yüzmek, uçmak ve kaçmak gibi görevleri yerine getirecek şekiller kazanmışlardır. Parmak uçlarında boynuz yapısında tırnak ve toynaklar, parmak altlarında ise etli yastıklar mevcuttur.

3. İskelet iyi bir şekilde kemikleşmiştir. Kafataslarında 2 oksipital kondil, boyunlarında 7 tane omur bulunur. Kuyrukları uzun ve hareketlidir.

4. Her iki çenede de mevcut olan dişlerin kök kısımları çukurluklar içerisine gömülüdür. Dişler beslenme durumlarına göre çeşitli şekiller gösterir. Bazılarında dişler bulunmaz. Dilleri çoğunlukla hareketlidir. Gözlerinde hareketli göz kapakları, kulaklarında etli bir dış kulak kısmı bulunur.

5. Kalpleri 2 kulakçık ve 2 karıncık olmak üzere 4 odacıklıdır. Kuşların tersine bunlarda yalnız sol aort kökü bulunmaktadır. alyuvarları yuvarlak ve çekirdeksizdir.

6. Solunumları yalnız akciğerlerle olur. Larinkste ses çıkarmaya yarayan ses telleri bulunur. Kalp ve akciğerlerin yer aldığı göğüs boşluğunu karın boşluğundan ayıran ve diyafram adı verilen kaslı bir bölme vardır. Böyle bir yapı memeliler dışında hiç bir hayvan grubunda görülmez (kuşlardaki bölme kaslı değildir).

7. Vücut sıcaklığı sabittir ve çevre koşularına bağlı olarak değişiklik göstermez (Homoiothermus). Vücut sıcaklığı metabolizma sonucunda sağlanır (endeterm). Vücut üzerinde bir kıl örtüsünün varlığı, deri altında vücudu saran bir yağ tabakasının bulunması ve kirli kan ile temiz kan dolaşımının birbirlerinden tümüyle ayrılmış olması, vücut sıcaklığının değişmezliğini sağlayan özelliklerinden bazılarıdır.

8. Sidik keseleri vardır ve boşaltım maddesi sıvı haldedir.

9. Beyinleri gelişmiş, cerebrum ve cerebellum kısımları oldukça büyüktür. Beyinden 12 çift sinir çıkar.

10. Erkeklerinde bir kopulasyon organı (penis) mevcuttur. Testisleri genellikle karın boşluğu dışında yer alan ve scrotum adı verilen torbalar içerisinde bulunur. Yumurtaları küçük ve kabuksuzdur. Yumurtanın gelişmesi yumurta kanalı (ovidukt)’nın değişmesiyle meydana gelen döl yatağında (uterus) tamamlanır. Amnion, korion ve allantois gibi embriyonik zarlar mevcuttur. Genellikle embriyoyu uterusa bağlayarak onun beslenmesini ve solunumunu sağlayan bir plasenta bulunmaktadır. yavrular doğumdan sonra dişi hayvanın süt bezlerinden salgılanan süt ile beslenir.

-Memeliler sürüngenlerden meydana gelmiş olmalarına karşın onlardan bir çok yapısal farklılıklar gösterirler. Bu farklılıkların en önemlileri şunlardır:

11. Memelilerde vücut örtüsü olarak pullar yerine kıllar bulunur. Yalnız bazı memelilerin vücutlarında ve kuyruk bölgelerinde sürüngenlerden kalma bir özellik olarak hala pullar mevcuttur.

12. Memelilerin kafatasında iki oksipital kondil bulunur (sürüngenlerde bir tane) ve beyin kutusu daha büyüktür.

13. Memelilerde göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran kaslı bir diyafram vardır

14. Memelilerde alt çene kemiği bir parça halindedir (sürüngenlerde çok sayıda).

15. Memelilerde alt çene kemiği doğrudan kafatası ile eklem yapmaktadır (sürüngenlerde quadratum ile eklem yapar).

16. Memelilerin orta kulağında incus, malleus ve stapes olmak üzere üçlü bir kemik zinciri vardır (sürüngenlerde yalnız stapes karşılığı olan Columella iç kulakta bulunur, diğer iki kemik çene ile birleşmiştir).

17. Memelilerde belirli zamanlarda dökülen dişler bulunur (sürüngenlerde dişler belirli zamanlarda değiştirilmez).

18. Memelilerde kalp dört odacıklıdır ve yalnız sol aort kökü mevcuttur.

19. Memelilerde ses kutusu çok iyi gelişmiştir (sürüngenlerde körelmiştir).

20. Memeliler yavrularını salgıladıkları süt ile beslerler.

21. Vücutlarında kılların bulunması, görme, işitme ve koku alma duyularının çok gelişmiş olması, beyinlerindeki cerebrum ve cerebellum kısımlarının gelişmişliğine bağlı olarak tüm faaliyetleri iyi bir şekilde koordine edebilmesi, öğrenme ve öğrenilen şeylerin hatırda tutulmasına yarayan bir bellek oluşumu ise memelilerin kuşlardan daha evrim geçirmiş olduklarını kanıtlayan özelliklerdir.

Memelilerde Üriner (boşaltım) Sistem

Bütün memelilerde böbrekler adı verilen bir çift organ kandan sürekli olarak su,mineral iyonlar, organik atıklar ve diğer maddeleri süzerler. Böbrekten süzülen sıvının %99’u kana geri dönmektedir. Böbrekler vücuttaki hücre dışı sıvıların hacmini ve çözelti konsantrasyonlarını düzenlerler.

Böbreklerde medula denilen bir merkez kısım ve bunun etrafını çevreleyen dış korteks vardır. Konnektif dokudan yapılmış sert ve sağlam bir kılıf böbreğin üzerini kaplar. Bu kılıfa renal kapsül denir.

İç yapı olarak böbrek çok sayıda loblara ayrılmıştır. Her lobda kan damarları ve nefron denilen çok sayıda silindir şeklinde tüpler vardır. Kandan süzülen su ve çözeltiler nefronlara geçer. Süzülen materyalin büyük çoğunluğu nefronlardan tekrar emilir ve sadece az bir kısmı tüp benzeri toplama kanallarından geçerek böbreğin renal pelvis denilen merkez boşluğuna gelir. Bu sıvıya idrar denir.

Her iki böbrekten gelen idrar, idrar borusu (üreter) aracılığı ile idrar kesesine akar. Buradan da uzun bir boru olan üretra aracılığı ile vücut dışına atılır. Böbrekler, üreterler, idrar kesesi ve üretra memelilerde üriner sistemi oluşturur.

İdrarın vücuttan atılması bir refleks harekettir. İdrar kesesi doldukça kesenin güçlü düz kasları üzerindeki gerilim artar. Artan basınç idrarın üretraya gitmesini engelleyen kasların gevşemesine neden olur. Aynı zamanda idrar kesesinin çeperi kasılır ve idrar üretraya itilir.

Nefron çeperi sadece bir tabaka epitel hücresinden oluşmuştur. Ancak nefronlar arasında hücreler ve bağlantılar farklıdır. Bazı çeper bölgeleri su ve çözeltilere son derece geçirgendir. Diğer bazı bölgeler ise çözeltilerin geçmesine engel olur.

Süzülme glomerulusta başlar. Glomerulus glomerular kapiller denilen küme halindeki kılcal kan damarları etrafında nefron çeperinin bir balon oluşturduğu yerdir. Bowman kapsülü adı verilen nefron çeperinin balon şeklinde şişmiş bu bölgesi kandan süzülecek su ve çözeltiler için fincan gibi bir kap oluşturmaktadır. Süzülen maddeler bu fincandan nefronun proksimal tübülüne, buradan da henle kulpuna ve distal tübüle geçer. Sonunda toplama kanalına ulaşır.

İdar üç aşamada oluşur. Bunlar filtrasyon (süzülme), reabsorbsiyon ve sekrasyondur.

Filtrasyon (süzülme): Glomerulusta başlar ve biter. Bu işlemde kan basıncının etkisi ile su ve çözeltiler glomerulustaki kapillerden dışarıya ve bowman kapsülünün içine geçerler. Bu olayla kan burada süzülmüş olur. Süzülen materyal proksimal tübüle geçer.

Reabsorbsiyon (yeniden absorbe olma): Nefronun tübüler kısımlarında meydana gelir. Bu işlemle su ve çözeltiler difüzyon veya aktif taşımayla tübüllerin çeperinden geçerek nefron dışına çıkar ve bitişikte bulunan kapillarlere geçer. Süzülmüş suyun ve kullanılabilecek çözeltilerin çoğu burada tekrar kazanılır ve genel dolaşıma döndürülür.

Sekrasyon: Tübüler çeperlerde fakat ters yönde olur.Fazla hidrojen, potasyum iyonları ve diğer bazı maddeler kapillerden dışarı çıkar, nefron çeperini oluşturan hücrelere girer. Daha sonra bu hücreler bu maddeleri nefron tüpü içindeki sıvıya verirler. Son derece düzenli bir sistem olan sekrasyon vücuttaki ürik asidin, bazı hemoglobin parçalanma ürünlerinin, bazı proteinlerin ve metabolik atıkların kandan atılmasını sağlar.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir