Oksijen

Kimyasal simgesi O, atom numarası 8 olan ve periyodik cetvelin VIA grubunda yer alan kimyasal element. Atmosferin hacimce beşte birini oksijen gazı oluşturur. Oksijen, güneşte üçüncü en çok bulunan elementtir. İnsan vücudunun yaklaşık üçte ikisi ve suyun onda dokuzu oksijendir. Renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır.

Suda çok az çözünür. Oksijen, yanma olayında yer alsa da, yanıcı bir gaz değildir. Kaynama noktasının altında bir dereceye soğutulduğunda açık mavi renkli bir sıvı hâlini alır. Soğutulmaya devam edildiğinde katılaşır. Oldukça tepken olan oksijen, soy gazlar dışında hemen her elementle oksitlerini oluşturur. Oksijen, karbon hidratların, yağların, proteinlerin, asitlerin, alkollerin, selülozun ve daha pek çok bileşiğin bir bileşenidir.

Oksijenin bir biçimi olan ozon (O3) elektrik boşalmaları ya da mor ötesi ışınların oksijene (O2) etkimesi sonucu oluşur. Ozon atmosferin önemli bir bileşenidir; Güneş’ten gelen zararlı mor ötesi ışınların yeryüzüne ulaşmasını engeller. Ancak aerosollerin (spreyler) ozon tabakası üzerinde yıpratıcı bir etkisi vardır. Ne yazık ki, ozon tabakasındaki incelmeler her yıl artmaktadır. Bu yararına karşın ozon toksiktir.

Bütün bitki ve hayvanların solunumu ve çoğu yanma olayı için oksijen vazgeçilmezdir. Oksijen azlığı boğulmaya neden olur. Oksijen bakımından zengin hava da yanıcı maddelerin yanma hızlarını artırması nedeniyle tehlikelidir.

Oksijen Döngüsü
Oksijen, değişik biçimlere dönüşerek doğada sürekli bir döngü içerisindedir. Havada gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan oksijen, serbest hâlde azottan, sonra en çok bulunan elementtir. Hayvanların ve basit yapılı bitkilerin, solunum yoluyla aldıkları oksijen hidrojenle birleşince su oluşur.Su daha sonra dışarıya atılarak doğaya verilir. Ortamdaki karbon dioksit, algler ve yeşil bitkiler tarafından fotosentez yoluyla £J karbonhidratlara dönüştürülür, yan ürün olarak da oksijen açığa çıkar.Dünyadaki sular, biyosferin başlıca oksijen kaynağıdır. Oksijenin yaklaşık %90′ ının bu sularda yaşayan alglerce karşılandığı tespit edilmiştir. Diğer döngülerde de bazı aşamalarda oksijenin yer aldığı bilinmektedir.Sürekli olarak petrol ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılmasına kara ve denizlerdeki doğal bitki örtüsünün giderek azalmasına rağmen, tarımdaki gelişmelerle birlikte artan üretim sayesinde atmosferdeki oksijen düzeyi sabit kalır.

Oksijenin Taşınması
Alveollerin çevresini sıkı bir şekilde sarmış olan kılcallardan geçen kırmızı kürecikler (alyuvarlar) oksijen molekülünü hemoglobinle tutarak oksijene gereksinim duyan hücrelere kadar ulaştırırlar ve orada oksijeni hücreye verirler. Hücre zarından geçen oksijen, hücrenin içerisinde mitokondri adı verilen organellere ulaşır. Sindirim sistemiyle ilk olarak sitoplâzmaya ulaşır. Burada küçültülmüş besin molekülleriyle karşılaşır ve onları oksitler. Bu arada enerji açığa çıkar. Besin maddeleri ve oksijenin birleşmesi sonucunda, karbon dioksit, su ve bazen de üre ortaya çıkar. Su, kan yoluyla akciğerlere ve böbreklere ulaştırılarak dışarı atılır. Karbon dioksit ise yine dolaşım sistemiyle akciğerlere geri götürülür ve akciğerlerden dışarı atılır. Azotlu bileşiklerse üreye dönüştürülür ve idrar şeklinde böbreklerden dışarı atılır. Böylece solunum olayı sonlanmış olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir