Orta Çağ

Tarihte, 375 yılındaki Kavimler Göçü ile başlayan ve İstanbul’un Türkler tarafından fethedildiği 1453 yılına kadar süren dönem.

Hunların batıya yönelişleri, M.S. II. yüzyıldan itibaren yoğunlaşır. Doğuda Çin’in ve Moğol kökenli kavimlerin baskısı Hunların bir bölümünün batıya yönelmelerine neden olmuştur. Böylece Hun kitleleri batı Türkistan’da birikmeye başlamışlardı. Bu Hun gruplarının bir bölümü, sonradan İran’a ve Hindistan’ın kuzeyine inerek Akhun devletini kuracaklardır. Bazıları da, Güney Rusya’ya doğru yöneldiler. İşte Avrupa Hunlarının ortaya çıkmaları ve yayılmaları, Türkistan’daki bu kavimler hareketine dayanıyordu.

Batıya kayan Hun kitleleri IV. yüzyılın ortalarına doğru siyasi bir birlik kurarak, Alanlara ait toprakları ele geçirmiş ve İtil (Volga) kıyılarına ulaşmışlardır. Hunlar önce Don-Dinyeper nehirleri arasında yaşayan Ostrogotları ağır bir yenilgiye uğrattılar (374) ve ardından batıya hareketlerine devam ederek, daha batıda yer alan Vizigotlara ağır bir darbe vurdular (375). Hunların harekete geçirdiği İran, Slâv ve Germen kökenli çeşitli kavimlerin coğrafi olarak birbirlerini kaydırmaları sonucu batıya doğru hızla akan büyük bir Kavimler Göçü başlamış oldu. Bir yüzyıl kadar devam eden Kavimler Göçü, Avrupa ve dünya tarihi açısından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Bu göçler sonucunda Roma İmparatorluğu sarsılmış, 395 yılında ikiye ayrılmış, 495’teyse Batı Roma yıkılmıştır. Bu olaylar Orta Çağın başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Orta Çağda; büyük devletler ve imparatorluklar yıkılmış, derebeylik düzeni egemen olmuştur. Orta Çağa damgasını vuran siyasi özellik; soylu toprak sahiplerinin egemenliğine dayalı bir toplum düzeni olan feodalitedir. Feodalite sisteminde, özellikle Avrupa’da, aralarında kesin sınırlar olan sosyal sınıflar oluşmuştu. Bu sınıflar; siyasi ve ekonomik üstünlüğü elinde bulunduran asiller, din işlerine bakan ve zamanla siyasi topluluk niteliğini kazanan rahipler, ticaret ve sanatla uğraşan burjuvalar, kendi topraklarını işleyen köylüler ve hiçbir hakka sahip olmayan, toprakla birlikte alınıp satılan serflerdi. Ayrıca Orta Çağda, İlk Çağdaki çok tanrıcılık inanışı, yerini tek tanrıcılığa bırakmıştır. Bu dönemde kilisenin gücü artmış, din adına yapılan savaşlar için Haçlı orduları toplanmıştır. Orta Çağda, özellikle Avrupa’da kilisenin etkisiyle bilimsel ve akılcı düşünceyi reddeden ve engelleyen skolâstik düşünce egemen olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir