Parnasizm

Klâsizm, romantizm ve realizmin bütününe tepkili bir akım. Temel kuralı “sanat sanat içindir” biçiminde özetlenebilir. Aslında realizmin katı toplumculuğu ve gerçekçiliğine bir karşı çıkıştır. Daha çok şiirde kendini gösterir. Sanatsal biçim ve sanatsal içerik kaygısı ön plândadır. Ölçülü ve nesnel bir anlatım, teknik kusursuzluk ve kesin betimlemeler kullanılır. Parnas şiiri için “biçimciliği amaçlayan” şiir tanımı da kullanılabilir. Parnasizm, bir yönüyle kendisinden sonraki doğalcılığa da kaynaklık yapmıştır. Zengin bir dil, zengin bir biçim, zengin ve yoğun bir duygusallık işlenir. 1830’lu yıllarda ortaya çıkmıştır. Theophile Gautier’in şiirlerini, Theodore de Banville, Leconte de Lisle izlemiştir. Parnasizm, edebiyat tarihinde Leconte de Lisle ile özdeşleştirilir. Adlarını Louis Xavier de Richard ile Catulle Mendes’in hazırlayıp Alphonse Lemerre’in bastığı Le Parnasse Contemporain (Çağdaş Parnasçılık) adlı eserden almıştır. Tanzimat Döneminde yüzünü batıya dönen Türk Edebiyatı, Servet-i Fünun döneminde ‘kafası’ ve ruhuyla da orada yaşamıştır. Bu gelişim ve değişim, taklitçi bir edebiyat anlayışını, batı kültürünü tanıyan, özellikle parnasizm gibi yeni akımların özelliklerini taşıyan, sese, müziğe, resim öğelerine önem veren, aşırı duygulu küçük bir grubun aristokrat edebiyat anlayışını yaratmıştır. Başlıca temsilcileri Tevfik Fikret,Cenap Şahabettin,Yayha Kemal olarak sıralanabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir