Risalet Öncesi Siyasi Hayat

  • Nedir?
Risalet Öncesi Siyasi Hayat
Risalet Öncesi Siyasi Hayat

Ârâmîler ve İbrânîler gibi Sâmî ırkından gelen Araplar, baştan beri Arap Yarımadası’nı yurt edinmiştir. Yarımada’nın ilk sakinleri olan Amâlika, Âd ve Semud kavimleri zaman içinde yok olmuşlardır. Kahtân’ın soyundan gelenlerin Yemen’de kurduğu, tarihte bilinen en eski devlet olan Main Devleti MÖ 1400-650 yılları arasında hüküm sürmüştür. Mainîlerden sonra MÖ 750-115 yılları arasında Yemen’de hâkim olan devlet Sebe Krallığı’dır. Başkenti Me’rib olan Sebeliler medeniyet eşiğinden adım atan ilk Araplar olarak kabul edilirler. Bölgede kurulan önemli devletlerden bir diğeri de Himyer Devleti’dir. Savaşçı bir millet olan Himyerîler, Sebelilerin topraklarına hâkim olarak MÖ 115 ile MS 525 yılları
arasında Güney Arabistan’da hüküm sürmüşlerdir.

Kuzey Arap Yarımadası’nda kurulan en eski devlet ise MÖ dördüncü yüzyıl ile MS 106 yılları arasında Filistin’in güneyinde hüküm süren Nabâtîlerdir. Roma İmparatorluğu ile çöl arasında tampon görevi üstlenen devletin başkenti, sert kayalara oyulmuş Petra şehridir. MÖ birinci yüzyıldan itibaren mevcut olduğu bilinen Tedmür Krallığı ise Nabâtîlerden sonra bölgede hüküm sürmüştür. Tedmürlüler, İslam fetihlerine kadar üç yüz yıldan fazla Roma hâkimiyetinde kalmışlardır.

Yemen’de bulunan Me’rib Seddi’nin yıkılmasıyla Kahtân Arapları daha sonra kuzeye göç ettiler. Kahtânîlerden bir kısmı Suriye’ye yerleşerek Gassânî Devleti’ni kurdular. Merkezleri Busra şehri olan Gassânîler, 200-636 yılları arasında hüküm sürdüler. Romalıların tesiri ile Hıristiyanlığı kabul edip Bizans kültürünün etkisi altına girdiler.

Miladi üçüncü yüzyılda güneyden gelen Kahtânîlerin bölgede kurduğu diğer bir devlet ise Lahmîlerdir. Başkentleri Hîre’ye nispetle Hîreliler diye anılan Lahmîler, Sâsânîlere bağlı olarak Irak’ta hüküm sürmüşlerdir. İran topraklarını göçebe Arapların saldırılarına karşı korurken Bizans İmparatorluğu’nun nüfuzu altında bulunan Gassânîlerle sık sık savaşmışlardır.

Arap Yarımadası’nın orta kesiminde yer alan Hicaz bölgesi, askerî harekâtı zorlaştıran çöl ve dağlık yapısı, tabii zenginliklerinin bulunmaması sebebiyle büyük devletlerin ilgisini çekmemiştir. Bu sebeple
İbrahim(a.s.) ve İsmail’in(a.s.) soyundan gelen Adnânîlerin yerleştiği bölge, İslam’ın doğuşuna kadar bakir ve bağımsız olarak kalmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir