Roma Uygarlığı

M.Ö. 8 ile M.S. 5. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve merkezi Roma kenti olan uygarlık. Yaklaşık olarak M.Ö. 750 yılında kurulmuş olan Roma Uygarlığı, Antik Çağda Roma kentinden başlayarak, önce İtalya, ardından da Akdeniz dünyasını fetheden büyük bir imparatorluktur. Kavimler Göçü sonucu, 395 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius, Roma Uygarlığı’nı iki oğlu arasında Doğu Roma (Bizans) ve Batı Roma olmak üzere paylaştırdı. Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında sona erdi ve imparatorluk hakları, Doğu Roma İmparatorluğu’na devredildi. Doğu Roma İmparatorluğu ise 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi sonucu yıkıldı. Doğu Roma İmparatorluğu, eski Yunan ve Orta Doğu geleneklerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkmış olan Helenistik uygarlığın mirasçısıydı. Burada yaşayan halk; ticaret, kentleşme ve ekonomi alanlarında önemli gelişmeler gösterdi. Doğu Roma İmparatorluğu’nun en belirgin kültürel özelliği, Hristiyanlığın bu devlet sınırları içinde gelişmiş olmasıdır. Roma uygarlığından günümüze birçok sanat eseri kalmıştır.

Romalılar Döneminde Bilim
M.Ö. 30 yılında Romalılar İskenderiye’yi ele geçirdiler ve bilinen Dünya’yı hâkimiyetleri altına aldılar. Eski ve yeni kentleri, yollarla ve köprülerle birbirlerine bağladılar ve Roma hukuku aracılığıyla, idareleri altındaki geniş eyaletlere öteden beri özlemi duyulan adaleti götürdüler.

Roma uygarlığı, çift dilliydi. Aydın bir Romalı, Latince’nin yanında Yunanca’yı da bilmek mecburiyetindeydi; çünkü bilim ve felsefe yapıtları bu dille yazılmıştı. Latince, Lucretius, Cicero, Virgilius ve Seneca gibi düşünürler vasıtasıyla büyük bir saygınlık kazanmış ve klasikleşmişti; hatta Vitruvius, Celsus, Frontinus ve Plinius gibi Romalı bilginler de bu dili kullanmışlardı; ancak bilimsel etkinlikleri sürdürebilmeleri için yine de Yunanca’yı öğrenmeleri gerekiyordu. Dönemin en büyük iki bilgini olan Batlamyus ve Galenos, Yunanca konuşuyor ve Yunanca yazıyorlardı. 14. yüzyılda Osmanlı Türkleri de, bilim ve felsefe kaynaklarına ulaşabilmek için Arapça öğrenmek mecburiyetinde kalmışlardı. Bu nedenle Romalılar, Atina ve İskenderiye başta olmak üzere, İmparatorluğun Doğu Eyaletleri’ne giderek Yunan dilini öğrendiler; Roma’da okullar açtılar ve bunları Yunan bilginlerinin yönetimine bıraktılar.

Fakat Romalılar hiçbir zaman Hellenik ve Hellenistik dönemlerde gösterilen başarıyı gösteremediler. Bunun çeşitli nedenleri olabilir; ama hepsinden önemlisi büyük bir ülkeyi yönetmek mecburiyetinde olmalarıdır; dolayısıyla, bilimsel etkinlikten çok yönetsel etkinliğe ağırlık vermişlerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir