Gorgoda Nedir? Kimdir?

Ses

Ses konuşmanın en önemli unsurlarının başında gelir. İyi bir ses elbette tanrı vergisidir.Bir spikerin veya sunucunun öncelikle radyo ve televizyonda konuşmaya uygun olan yanimikrofonik bir sese sahip olması gerekir. Bir […]

Ses konuşmanın en önemli unsurlarının başında gelir. İyi bir ses elbette tanrı vergisidir.Bir spikerin veya sunucunun öncelikle radyo ve televizyonda konuşmaya uygun olan yanimikrofonik bir sese sahip olması gerekir. Bir spiker, herkesten farklı olarak daha iyi, pürüzsüz ve işlenmeye uygun bir sese sahip olmalıdır. Sesin işlenebilmesi, geliştirilebilmesi için, o seste gerekli olan özelliklerin yakalanmış, görülmüş olması yeterlidir. İlk aşamada bu özellikleri taşıyan yani hamuru iyi, spikerliğe uygun bir ses, eğitim süresi içinde şekillendirilecek (doğru nefes alma, söyleyiş, boğumlama, tonlama, vurgulamalarla birlikte sesin eğitimi, gelişmesi; diksiyon), kişide var olan yetenekle harmanlanacak, sunum yapmaya hazır hale gelecektir. Asıl gelişim ise bundan sonra başlayacaktır. İyi bir eğitim, kişinin yalnızca sesini geliştirmesiyle kalmaz, aynı zamanda kişinin özgüveninin artmasını da sağlar. Bu saydıklarımızla beraber gelen ve sonrasında devam edecek olan yoğun ve uzun süreli uygulamalar, sesin, iyi bir spiker sesine dönüşmesi için vazgeçilmezdir.

Ses Organları ve Ses Organlarının Yapısının Önemi
Doğuştan kazandığımız refleks hareketlerden olan solunum, sağlıklı kişiler açısından üzerinde pek durulmayan olağan bir durumdur. Nasıl nefes aldığımızı, dakikada kaç kez soluk alıp verdiğimizi düşünmeyiz bile… İnsan yaşamı için en önemli gereksinimlerden biri olan hava ve dolayısıyla solunum, aslında bir dili doğru ve güzel konuşabilmenin de ön koşuludur. Soluk alamazsak konuşamayız da. Çünkü ses, akciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşimler sonucu oluşur. Bu noktada akıllara hemen “Nasıl olsa soluk alıp verebiliyoruz, dolayısıyla da ses çıkarabiliyoruz, o halde konuşma sırasında bu konu niye çok önemli?” sorusu gelir. Cevap, doğru solunum sözcüklerinde gizlidir. Doğru soluk alıp vermeyi bilmeyen kişiler doğru ve güzel konuşamazlar. Soluksuz kalırlar, harfleri yerinden çıkaramadıkları için de konuşmalarıanlaşılmaz olur. Hırıltılı, soluk soluğa ve öksürükle kesilen bir konuşmanın kulağa hoş geleceğini kimse savunamaz. İnsanlar akciğer solunum sistemine sahiptir. Her soluk alışımızda karbondioksit verir, oksijen ve diğer bazı gazlardan oluşan havayı ciğerlerimize doldururuz. Solunum sistemimiz bir kanal şeklindedir. Burun, ağız, yutak, soluk borusu, bronşlar, akciğerler, diyafram ve göğüs kaslarından oluşan bu sistemde; burun ve ağızdan giren hava, akciğerlerde bulunan hava keselerine (alveol) kadar ulaştırılır, oradan da kana geçer. Kandaki karbondioksit ise hava keselerinden başlayan bir yol izleyerek ağız ve burundan dışarıya atılır.Soluduğumuz havanın içinde %21 oksijen, %78 azot ve %1 oranında diğer gazlar bulunmaktadır. Bilinenin aksine her defasında, aldığımız oksijenin çok az kısmını (%5-6) kullanırız.2Solunumun normal şartlar altında ve sağlıklı bünyelerde kendiliğinden geliştirilmiş bir hareket olduğunu biliyoruz. Bebekler dakikada 30-40 kez soluk alırken bu sayı giderek azalır, çocuklarda 20-30’a yetişkinlerde ise 15-20’ye kadar düşer. Sağlıklı bir insanda solunumun kolaylıkla, sessiz ve ağrısız yapılması gerekir.

Konuşma sırasında doğru solunum yapabilmek için şu üç nokta unutulmamalıdır:
-Akciğerlerde yeterince hava biriktirmek
-Bu havayı kullanırken ekonomik davranmak
-Sesleri çıkarırken (konuşurken) rahat olmak.

Soluk soluğa kalmadan, pürüzsüz ve hırıltısız bir sesle konuşabilmenin püf noktalarından birini, bilinçli (doğru) solunum yapabilmek oluşturur. Soluk almayı, bu soluğu gereğince akciğerlerimizde tutabilmeyi ve konuşurken doğru soluk verebilmeyi öğrenmek, konuşma eğitimine başlarken ilk konumuz olacaktır. Soluk alıp vermeyi bilinçli yapabilenler, ses eğitimleri sırasında ve seslerini kullanırken daha az güçlük çekecekler, özellikle mikrofon karşısında çok rahat edeceklerdir.Ses çıkarmamızı yani konuşmamızı sağlayan organlarımız, karın boşluğundan burun ve dudaklarımıza kadar uzanır; değişmez bir sıralama ile çalışırlar. Bu organlar: Diyafram, akciğerler, gırtlak, ses kirişleri, burun, geniz, damak, diş etleri, dişler ve dudaklardır. Sesin oluşumu sırasında solunuma karın kasları da yardımcı olur. Bir spiker ya da sunucunun ses organlarının sağlıklı ve düzgün çalışıyor olması gerekir. Dudak yarıklığı, dil peltekliği, damak yarıklığı, geniz eti, dişlerin eksikliği ya da takma diş hatta bu organların hareketlerini sağlayan sinirlerdeki yetersizlik, güzel ve sağlıklı bir sesin oluşmasını önler. En ideali, sağlıklı bir ses için sağlıklı bir yaşam, sağlıklı bir bedendir. Sigara içmek, çok soğuk ya da sıcak içecekler, sağlıklı bir ses için sakıncalıdır.

Ses Nasıl Oluşur?
Ses, soluk verme aşamasında akciğerlerden gelen havanın gırtlakta bulunan ses tellerine çarpması, onları titretmesi ve bu titreşimlerin de, tınılayıcı boşluklarda büyümesi ile oluşur.Soluk verme aşamasında dışarıya bırakılan hava gırtlaktan geçerken soluk borusu açıksa, serbestçe çıkar ve ses meydana gelmez. Ses, soluk yolunun kenarında duran ses tellerinin titreşmesi ile oluşur. Ses telleri hareketli organlardır, birbirine doğru yaklaşıp ayrılırlar. Soluk alıp verirken yanlara doğru açılan ses telleri, konuşma sırasında birbirine yaklaşır. Bu yaklaşma sırasında ses telleri gerilir ve havanın çarpmasıyla titrer. Soluk borusunun üst bölümünde bulunan ve kıkırdak dokudan oluşan gırtlağın içinde yer alan ses telleri aslında geriden ileriye doğru yatay vaziyette duran sert kas kıvrımlarıdır. İnsanlarda iki tanesi sağda, iki tanesi de solda olmak üzere dört ses teli bulunur.

Ses telleri
Ses telleri

SES TELLERİ
Her iki yandaki bu dört ses telinden dışarıya doğru olanları ses çıkarmada herhangi bir işlev üstlenmediklerinden bunlara “yalancı ses telleri” denir. Yani sesi oluşturan teller iki tanedir ve tıpkı bir kemanın telleri gibi iş görürler. Ama sadece ses tellerinin titreşmesi sesin oluşumu için yeterli değildir. Titreşim tınılayıcı boşluklarda büyüdükten sonra “ses”e dönüşür, yoksa gırtlaktan gürültü niteliğinde hafif bir titreşim çıkar. Bunu “ses”e (selen) dönüştürebilen asıl tınılayıcılar ise ağız ve burun boşluğunda bulunur. Burun boşluğunun görevini yapamaması (eğri burun kemikleri) veya ağız boşluğuna gereken hareketlerin yaptırılmaması (ağzımızı yeterince açmadan konuşmaya çalışmak gibi), sesin kalitesini bozar. Ses tellerinin sağlığı ve doğru pozisyondaolmaları ile yeterli miktarda soluk vererek titreştirilmeleri sesin kalitesini arttırır. Doğru yerden konuşabilmek, sesimizi yerine oturtabilmek için de soluk alıp-verme işlemini düzgün yapabilmeli, ses tellerimizi yeterince hava ile titreştirmeyi öğrenmeliyiz.

Yazı etiketi:

Kategori: Nedir?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Gorgoda © 2021