"Enter"a basıp içeriğe geçin

Tuğra

TuğraEski Türk devletlerinde hükümdarların özel biçimdeki mühürlerine verilen addı. Tuğranın Oğuzlar’a kadar uzanan bir geçmişi olduğu söylenirse de, ilk örneklerine Büyük Selçuklular’da rastlanır. Selçuklu tuğralarında, bağlı oldukları Kınık boyunun damgasından alındığı sanılan ok ve yay işareti vardı. Bu biçim özelliği başka devletlerin tuğralarına da yarısı mıştır. Selçuklular’da önemli resmi belgelerin başına, tuğranın yanma hükümdarın lakabı ve dualar da yazılırdı. Tuğra Anadolu Selçuklularında, Anadolu Beylikleri’nde, Memlûklar’da ve Osmanlılar’ da da vardı. En eski Osmanlı tuğrası Orhan Gazi’nindir ve 1324 tarihini taşır. Gene ok ve yaya benzer biçimde düzenlenmiş bu tuğrada yalnız “Orhan bin Osman” (Osman oğlu Orhan) sözcükleri yer alıyordu. Sonraları “han” (Yıldırım Bayezid), “şah” (Yavuz Sultan Selim) sanları ile “el-muzaffer daima” ibaresi de eklenmiştir. İlk kez II. Mahmud (1808-39) tuğranın yanına, mahlası olan “Adli”yi koydurmuştur. II. Abdülhamid (1876-1909) “el-Gazi” sıfatını, V. Mehmed (1909-18) de ikinci adı olan “Reşad”ı tuğralanyla birlikte kullanmışlardır. Tuğra zamanla, bu işle özel olarak uğraşan hattatların elinde, harflerin belli bir sırayla istiflendiği, karmaşık görünümlü bir biçim almıştır. Bu yüzden, tuğranın kime ait olduğunu anlamak uzmanlık isteyen bir iştir. Tuğra padişahın buyruğunu ya da onayını gösteren belgelerin üstüne kâğıdın boyutuna ve yazının iriliğine uygun ölçüde çekilirdi. Divan-ı Hümayun’da bu işle görevli kişiye nişancı ya da tevkii denirdi. Ayrıca, padişahın özellikle savaş durumunda yetkili kıldığı yüksek görevliler de tuğra çekebilirlerdi. Bu usul kötüye kullanıldığı için 1643’te kaldırıldı, yalnızca sefere çıkan sadrazamlara üzerine tuğra çekilmiş boş kâğıtlar verilmeye başlandı. 18. yüzyılda gene eski usule dönüldü. Osmanlı Devleti’nde sadrazamların, beylerbeyilerin ve sancakbeyliği yapan şehzadelerin de tuğraya benzer mühürleri vardı. Pençe adı verilen bu mühürler tuğradan farklı olarak kâğıdın kenarına konurdu. Sadrazamların buyruklarını içeren belgelere pençe koyma geleneği 1861’de kaldırıldı ve yerine mühür basma usulü kondu.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başvuru Kaynakları

Pin It on Pinterest