Psikiyatri

Ruh ve sinir hastalıklarına, kişide görülen önemli uyumsuzluklara tanı koyarak bunları tedavi etmeyle uğraşan uzmanlık dalı. Orta Çağda, Avrupa’da ruhsal bozuklukları olan hastaların şeytandan etkilenerek bunalıma girdiği düşünülüyor ve onlara işkenceler yapılıyor, hatta bazıları yakılıyordu. Bununla birlikte aynı dönemde Hint ve İslâm kültürü, bu hastalara daha insancıl ve hoşgörülü bir yaklaşımı uygun görüyordu. İbni Sina, İbni Rüşt gibi düşünürlerin de girişimleriyle Şam, Bağdat, Kahire, Edirne ve Kayseri’de şifahane adı verilen geniş, yeşillik içindeki, ferah akıl hastahanelerinde müzik eşliğinde hastalar tedavi ediliyordu.

16. yüzyılda hümanistler ruh hastalıklarına daha bilimsel bir yaklaşım getirdilerse de, ruh hastaları 18. yüzyıla kadar toplumdan tecrit edildi. Fransız hekim Philippe Pinel’in 1790’da Paris’teki Bicetre Tımarhanesindeki hastaların zincirlerini çıkarmasıyla, psikiyatrinin bilimsel kurumsallaşması başlamıştır.

20. yüzyılın başlarında Alman hekim Emil Kraepelin’in ruh hastalıklarını tanımlaması ve bunların ortaya çıkışıyla ilgili bilimsel yaklaşımı, psikiyatrinin gelişmesinde dönüm noktası oldu.

Koruyucu ruh sağlığı hareketi her ülkede yönetim yapısına göre devlete bağlı ya da özel kuruluşlarca desteklenerek yaygınlaştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir