"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hz. Musa hakkında bilgi

Hz. MusaKur’an-ı Kerim’de adından 196 yerde bahsedilen Hz. Musa; gerek Kitab-ı Mukaddes’te gerekse Kur’an-ı Kerim’de kendisine en geniş yer ayrılmış bulunan Peygamberdir. Tevrat’ın beş kitabından dördü (Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye) onu ve başından geçenleri anlatır. Tevrat’a göre Hz. Musa, Ya’kub’un oğullarından Levi’nin soyundandır. Babası; Levi’nin oğlu Kohat’ın oğlu Amran (İmran), annesi ise Kohat’ın kız kardeşi Yokebed’dir (Çıkış, 6/18-20).   Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve ana hatlarıyla Kitab-ı Mukaddes’in verdikleriyle uyuşan bilgilere göre Hz. Musa’nın doğduğu yıl Mısır Firavunu, yüzyıllardır bu ülkede yaşayan ve sosyoekonomik durumları gittikçe kötüleşen İsrailoğulları arasından çıkacak birinin kendi saltanatını elinden alacağına işaret eden bir rüya görmüş; bunun üzerine onların erkek çocukları hakkında ölüm fermanı çıkarmıştı. Sıkı bir şekilde uygulanan bu katliamdan Musa’yı kurtarmak isteyen annesi, Allah’ın emri uyarınca onu (üç aylıkken), harç ve ziftle sıvadığı bir sepete koyarak; (Çıkış, 2/2-3) Nil nehrine bırakmış, ablasına da gelişmeleri uzaktan takip etmesini söylemişti. Nihayet Firavun’un ailesi bebeği bularak Firavun’un eşi Asiye’ye getirirler. Çocuğun hayatına kıyılmaması ve kendisinde kalması hususunda kocasını da razı eden Asiye, onun için bir süt annesi arar; fakat çocuk hiçbir kadının memesini emmez. Durumu öğrenen ablası onlara annesini tavsiye eder (Tevrat’a göre Musa’yı nehirde bulan ve onu emzirmesi için annesine veren, Firavun’un kızıdır; bkz. Çıkış, 2/5). Böylece evinde annesi tarafından emzirilen Musa tekrar Firavun ailesine teslim edilir; okuma yazma da dahil olmak üzere çok iyi bir eğitim görür. Olgunluk çağına ulaşınca Allah tarafından kendisine “hüküm ve ilim” verilir (geniş bilgi için bkz. Kasas 28/7 vd. ; krş. Çıkış, 2/2-10).   İsrailoğulları’ından birinin Mısırlı biriyle dövüştüğünü gören Musa, İsrailli’nin yardım istemesi üzerine Mısırlı’ya bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu. Beklemediği bu durum karşısında Allah’tan af diledi; Allah da onu bağışladı (Kasas, 28/15-16). Ertesi gün olayın duyulması üzerine yetkililer Musa’nın öldürülmesine karar verdiler. Durumu öğrenen Musa Medyen’e kaçtı. Burada tanıştığı bir kızla evlendi ve sekiz (veya on) yıl boyunca kayınpederinin koyun sürüsünü güttü. Daha sonra Mısır’a dönmek üzere ailesiyle birlikte yola çıktı. Yolda, Tur dağının yanında gördüğü bir ateşe yaklaştığında yakındaki bir ağaçtan “Ey Musa! Muhakkak alemlerin rabbi olan Allah benim!” şeklinde bir ses geldi ve bu sözle başlayan ilk vahye muhatap oldu (bu ve daha başka vesilelerle Allah kendisine aracısız hitap ettiği için Hz. Musa “kelimullah” diye anılır).   Bu arada Allah tarafından kendisine, asasının yılana dönüşebilmesi ve elinin kar gibi beyazlaşması şeklinde iki mucize verildi ve Firavun’a gidip kavmini onun zulmünden kurtarmakla görevlendirildi; isteği üzerine kendisinden daha güzel konuşan büyük kardeşi Hz. Harun’u da yanına alması uygun görüldü. Hz. Musa, ailesini Medyen’e geri göndererek Mısır’a gitti ve Hz. Harun’u da yanına alıp Firavun’un huzuruna çıktı. Ona Allah’ın elçisi olduğunu bildirdi ve İsrailoğulları’nın kendisiyle birlikte Mısır’dan ayrılmalarına izin vermesini istedi. Ancak, mucizeler göstermesine rağmen Firavun’u ikna edemedi; bu arada Firavun ve Mısır halkının başına gelen şiddetli felaketler de Firavun’un ikna olmasına yetmedi. Firavun, her felaket gelmesinde Hz. Musa’ya, eğer Allah’a dua edip kendilerini musibetten kurtarırsa isteğini yerine getireceğine dair söz veriyor, fakat sıkıntı geçince sözünden dönüyordu (ayrıntılı bilgi için bkz. A’raf 7/103-138). Nihayet Allah’ın buyruğu uyarınca Hz. Musa, bir gece İsrailoğulları’nı yanına alarak, Sina’ya geçmek üzere gizlice Kızıldeniz’e doğru yola çıktı; sabahleyin durumu öğrenen Firavun da kuvvet toplayarak peşlerine düştü. Bir mucize sonucu denizin yol vermesiyle Hz. Musa ve kavmi karşıya geçerken, aynı yoldan geçmeye kalkışan Firavun ve beraberindekiler boğulup gittiler.   Kavmiyle birlikte Sina’ya ulaşan Hz. Musa, onların başına Hz. Harun’u bırakarak ilahi vahyi almak üzere Tur dağına gitti ve kırk gece orada kaldı. Bu arada kavmi, Harun’un ikazlarına rağmen, Samiri isimli bir kuyumcunun yaptığı altın buzağı heykeline tapmaya başladı. Döndüğünde durumu öğrenince son derece üzülen ve öfkelenen Musa, kavminden seçtiği yetmiş kişiyle birlikte, işledikleri günahlardan dolayı tövbe etmek üzere tekrar Turisina’ya gitti.   Hz. Musa İsrailoğulları’nı, Allah’ın kendileri için takdir ettiği kutsal topraklara götürmek istedi. Fakat kavmi onun bu isteğini reddettiği için arz-ı mev’ud kendilerine kırk yıl haram kılındı ve bu süre içinde, Hz. Musa da yanlarında olmak üzere, çölde dolaşıp durdular (Maide 5/21-26). Tevrat’taki bilgilere göre kırk yıllık çöl hayatının sonuna doğru Hz. Harun 123 yaşında Hor dağında öldü; daha sonra arz-ı mev’uda yaklaştıklarında da Hz. Musa 120 yaşında vefat etti; Moab diyarında Beyt-peor karşısındaki dereye defnedildi (Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, c. 1, s. 123; Tesniye, 32/50; 34/6-7).

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başvuru Kaynakları

Pin It on Pinterest